Arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2014 Cumartesi

Kanka!

Sanırım dünyada en çok nefret edeceğim giriş cümlesi "Kanka naber ya!"  çünkü bu kelime artık bana "Senden bir şey isteyeceğim ama direk istemeyeyim" demek.

İnsanlar nedense sadece bir ihtiyacı olduğunda sizi hatırlıyorlar. Onlara istediklerini verin sonra bir daha yeni bir isteğe kadar sizi hatırlamazlar bile. Özellikle ders notu, sınav sorusu, rapor yazımı, kopya paylaşımı gibi konularda milletin en iyi "kanka"sısınız. İki yüzlülüğün bu kadarı...

Gerçi diğer arkadaşlıklarda farklı değil, sadece insanlar yalnız hissettiklerinde yanlarında biri olsun diye arıyorlar. Yalnızlıklarını gidermek için. Evet belki arkadaşlık karşısındakinin hep yanında olmaktır fakat insanlar kendi mutlu zamanlarında sizi aramıyorsa, sizin yalnız olduğunuz anlarda yanınızda olmuyorsa, siz onların dertlerini dinlerken onlar sizinkilerle ilgilenmiyorsa işte burada büyük bir sorun var ama arkadaşlıktan söz edilemez.

Bende yapıyorumdur büyük ihtimalle benzer şeyleri o yüzden fazla üstünde durmuyorum...


Bu aralar dilimdeki şarkılar aşağıda ve sanırım ruh halimi yansıtıyorlar!











14 Kasım 2014 Cuma

İçimizde Bir Yer

İlk defa Ahmet Altan'ın bir kitabını okudum. Nedendir bilmiyorum ama adama karşı hep bir antipatim olmuştur. Kitaplığımda elimi attığım yerden onun kitabı çıktı, yıllar önce aldığım bir kişisel gelişim dergisinin bir armağanı." İçimizde Bir Yer " kitabın ismi ve açıkçası kendimi okudum diyebilirim bir çok yazıda.


İnsanın içindeki çalkantıları, karşı cinsle olan ilişkileri sade ve akıcı bir dille yazmış. Her bir hikaye farklı bir noktaya, farklı bir hissiyata değinmiş kitapta. Yazılarda kullandığı örneklemeler ve olaylar sanki birer yaşanmışlık uyandırıyor gizli, kilitli kutuların içinden hiç çıkmamasını istediğimiz türden olanlardan hemde.


Kitabı bitireli bir buçuk hafta oluyor, şöyle düşündüğümde hayatımı okuduklarım, arkadaşlarımdan dinlediklerim, haberlerden gördüklerim o kadar çok etkiliyor ki! Aynı bir falcının size geleceği söylemesi gibi onun size anlattıklarına o kadar çok kafa yorarsınız, kendinizi öyle bir manipüle edersiniz ki olaylar o yönde ilerler ve onun söylediklerinin gerçek olduğuna inanırsınız.

Her şey bu yönde ilerliyor aslında, arkadaşlarınızdan biri yanınızda hoş bir kız görünce hemen manipülasyona başlar, Siz hiç aklınızda yokken bir anda bir şeyler hissedersiniz ve puff. Her şeyin rengi değişir, hiç bir şey eskisi gibi olmaz...




Kendi düşüncelerimi hep koruma isteğim hep burada başlıyor aslında, insanları dinlemeyi çok sever, akıl vermekten kaçınmaya çalışırım, çünkü kendimde olmayan şeyi veremem ki olsa bile ben sadece olayı kendi açımdan düşünerek yorumlaya bilirim, senin için durumlar bambaşka bir boyutta olabilir. Lakin insanlar bunu hiç anlamıyorlar ve sürekli kendi dünyalarını kontrol altına almaya çalışırken başka dünyaların dengesini bozduklarının farkına varmıyorlar.

Bugün tam sinema havası var aslında Interstellar'ı çok merak ediyorum, ama yalnız başıma sinemaya gitmekten pek hoşlandığım söylenemez. Var olan Companion'u mu da kaybettiğime göre yaşasın sıkıcı ders...

13 Ekim 2014 Pazartesi

Arkadaşlık

Daha kötülük nedir bilmez, herkesi melek sandığımız o küçücük yaşlarımızda arkadaş edinmek kolaydı. Direk oyuna dalar ' Bende oynayabilir miyim?' diye masum bir soru çıkardı biraz mahcup ya da tanışmak istediğimiz birine 'Seninle arkadaş olabilir miyim?' diye sorardık elimizi uzatarak. 




Elince güzel bir oyunca varsa ' Bir bakabilir miyim?' derdik o da ''Bak ama kırma tamam mı!" derdi zaten elimize alır almaz gerisin geriye verirdik.


Ne güzel zamanlardı ya onlar!


Açıkçası o girişkenliğin nereye gittiğini merak ettim. Yalnız başına bir kenarda oturmak daha çekici geliyor nedense...


Serviste herkes cam kenarlarına yapışmış ve yanındaki koltuğa bir çanta-kitap bırakmış. Kocaman boş masadaki birinin yanına oturmaktansa ayakta dikilmeyi sever olmuş millet. 
Gerçi bende bugün oyun konuşan çocukların arasına dalıp oyun hakkında bir şeyler söylemek istedim ama yok yapmadım.  

Hatta yalnız başına sıkılıp duran bir kızın yanına oturacaktım 'Sen yenisin galiba?' diyerekten. Vazgeçtim sonra 'Durduk yere terslenmeyelim' şimdi diyip başka bir yere geçtim.




Zaman geçtikçe o kadar olay görmüş, yaşamış veya dinlemişiz ki! İnsanların kaotik yapısı bizi o kadar etkilemiş ki sonucunun ne olacağını bilmediğimiz bir harekette bulunmak istemiyoruz.


Bugün arkadaşlar arasında geçen yaş ve sevgili muhabbetlerinden sonra düşününce artık birisini tanımak için uğraşmayı o kadar çok zaman kaybı olarak görüyorum ki birisiyle tanışmamayı yeğliyorum. 


Karşı karşıya gelsek ve HOP!  Her şey tamam olsa modundayım artık, :D
Yaşlanmışım ya da bu dünyada yaşamaya ayak uyduracak o kafa yapısı bende yok. Şöyle 1500 lü yıllardan önce yaşasaydım iyiydi!



14 Nisan 2013 Pazar

Yardımcılık nasihatı


İki haftadır arkadaşlarım, çeşitli şekillerde bana yardımcı olmaya çalışıyorlar. Sürekli aynı konuları açmayı nasıl başarıyorlar hiç bilmiyorum ve laflar dönüp dolaşıp yapmam gerekenler yönündeki nasihatlara geliyor.
Dünya üzerinde en çok nefret ettiğim şeydir nasihat. Özellikle de karşınızdaki kişi sadece kendi düşüncesine göre akıl vermeye çalışıyorsa...
Nasrettin Hoca'nın eşine dediği gibi 'Sen hiç damdan düştün mü? -Hayır. o zaman benim halimi anlaması için damdan düşmüş birini getir!' Bacağı kırık bir halde evinde yatarken eşinin bir şeyciğin kalmaz demesinin üzerine söylemiş. Tabi ki bu halk fıkralarımızdan biri fakat durum genel olarak bu. Benim halimi ancak benimle aynı şeyi yaşayan anlar ki hiç bir insan aynı şeyleri yaşayamaz. Tek yumurta ikizleri bile! 
Bana yardımcı olmaya çalıştığınız için teşekkürler... Arkadaşlar hep güzel günler geçirmek için değil, beraber ağlamak, birbirine küsmek, hatta yumruk yumruğa kavga etmek ama sonrasın her zaman arkadaşının yanında olmaktır. Benim düsturum her zaman böyle olmuştur. O yüzden en yakın arkadaşım beni hep Lawful Good Paladin olarak tanımlar. Bir FRP terimidir. Her zaman her yerde herkese karşı dürüst, doğru ve prensiplerine göre davranan bir şövalye. Ben ise hiç öyle olduğumu düşünmüyorum, içimde her insanın barındırdığı kadar kötülük olduğunu biliyorum. Belki benim içimde her şey bütün bir dengededir. Ve dışarısı pek iyi olmadığı için normal insan davranışları bilmeyenler için saf iyilik gibi görünüyordur.
Yabancı dizilerden Friends ve HIMYM serilerindeki gibi olmalı hayatlarımız bence bazı konularda aşırıya kaçsalar bile onların düşünce ve hayata bakış tarzları kesinlikle normal insanı yansıtır şekilde.
Ben kendi inatçı kişiliğimle, kim ne derse desin bildiğim gibi içimden geldiği şekilde herkese davranmaya devam etmeye çalışacağım. Benim için bütün insanlar ayrı ayrı bireyler ve hepsine karşı davranışlarım kendi hissettiğim şekilde olacaktır.
P.S.: İlla böyle yazmak istedim. 
Benim hüznüm zamanla geçecektir, ama bu sizlerden nasihat alarak değil! Kendi kendine gelişecektir. Siz sadece durumumu zora sokuyor, aklımı karıştırıyorsunuz. Benim sizden tek istediğim arkadaşlığınızı benim yanımda olarak, gülerek, eğlenerek veya başka sorunları tartışarak yardımcı olmanız.Ve dertli isem sadece dinlemeniz, daha fazlası değil...