İlk defa Ahmet Altan'ın bir kitabını okudum. Nedendir bilmiyorum ama adama karşı hep bir antipatim olmuştur. Kitaplığımda elimi attığım yerden onun kitabı çıktı, yıllar önce aldığım bir kişisel gelişim dergisinin bir armağanı." İçimizde Bir Yer " kitabın ismi ve açıkçası kendimi okudum diyebilirim bir çok yazıda.
İnsanın içindeki çalkantıları, karşı cinsle olan ilişkileri sade ve akıcı bir dille yazmış. Her bir hikaye farklı bir noktaya, farklı bir hissiyata değinmiş kitapta. Yazılarda kullandığı örneklemeler ve olaylar sanki birer yaşanmışlık uyandırıyor gizli, kilitli kutuların içinden hiç çıkmamasını istediğimiz türden olanlardan hemde.
Kitabı bitireli bir buçuk hafta oluyor, şöyle düşündüğümde hayatımı okuduklarım, arkadaşlarımdan dinlediklerim, haberlerden gördüklerim o kadar çok etkiliyor ki! Aynı bir falcının size geleceği söylemesi gibi onun size anlattıklarına o kadar çok kafa yorarsınız, kendinizi öyle bir manipüle edersiniz ki olaylar o yönde ilerler ve onun söylediklerinin gerçek olduğuna inanırsınız.
Her şey bu yönde ilerliyor aslında, arkadaşlarınızdan biri yanınızda hoş bir kız görünce hemen manipülasyona başlar, Siz hiç aklınızda yokken bir anda bir şeyler hissedersiniz ve puff. Her şeyin rengi değişir, hiç bir şey eskisi gibi olmaz...
Kendi düşüncelerimi hep koruma isteğim hep burada başlıyor aslında, insanları dinlemeyi çok sever, akıl vermekten kaçınmaya çalışırım, çünkü kendimde olmayan şeyi veremem ki olsa bile ben sadece olayı kendi açımdan düşünerek yorumlaya bilirim, senin için durumlar bambaşka bir boyutta olabilir. Lakin insanlar bunu hiç anlamıyorlar ve sürekli kendi dünyalarını kontrol altına almaya çalışırken başka dünyaların dengesini bozduklarının farkına varmıyorlar.
Bugün tam sinema havası var aslında Interstellar'ı çok merak ediyorum, ama yalnız başıma sinemaya gitmekten pek hoşlandığım söylenemez. Var olan Companion'u mu da kaybettiğime göre yaşasın sıkıcı ders...
