30 Kasım 2013 Cumartesi

Love Story

Aşk!
Mucizevi kelime!
İçinizi kıpır kıpır eden, kalbinizin hızlanmasını sağlayan ve kelebekleri midenizde uçuşturan şey.

Kimsenin tam olarak tanımını yapamadığı ama herkesin anlamını bildiği,
Somut bir şey gösteremediği ama zihninde birinin imgesinin oluştuğu,
Anlatılamayan, her yerde aranan, lakin pek bulunmayan bir histir Aşk!

Bazı insanlar tek olduğunu iddia eder, bazıları tekrar tekrar aşık olur.
Bulunmaz hint kumaşıdır aslında herkesin aradığı
Ama başımızı çevirdiğimiz her yerdedir.
Hava gibi gerekli olandır,
Çölde ki su gibi bulunmayandır.

Benim hikayem hem herkesle aynı, hemde evrende eşsiz.
Ve bitmiş olan bir öykü aslında o yüzden sadece zihinlerde, hatıralarda hep güzel anılarla...


Buyrun size bir aşkın öyküsü, benim hiç yaşayamayacağım ama sizin geleceğiniz olabilecek bir öykü aslında!


28 Kasım 2013 Perşembe

Var mı?



Akıllara kazınan bir sahne!
Hiç düşündünüz mü böyle bir aşk var mı?
Ben çok düşündüm ama cevabını hiç bulamadım...




Bir de o eşsiz müzik!

26 Kasım 2013 Salı

25 Kasım 2013 Pazartesi

The Doctor

Geçen gün Doktor'un günüydü. İlk başladığı tarih. Son sezon bölümlerine ben geçen gün başlamıştım ve baya ilerledim. Şimdiye kadar gördüğüm en tatlı ve güzel Doktor kızıyla Doktor arasında geçen konuşmada bahsedilenlerden sonra neden Doktor'u bu kadar benimsediğimi anlamamı sağladı.

Hisler ve dilimizden dökülen kelimeler hiç bir zaman birbirini karşılayamazlar biliyorum fakat anlatmaya çalışayım.

Arkadaşlık!
Dostluk!
Eğlence!
Bilgi!
Gerekli olma duygusu!
Yardım etme duygusu!
Pişmanlık!
Merak!
Ve Sevgi!
Belki bir tutam da çılgınlık ekleyebiliriz ama iyi anlamda! ;)



İşte hislerim bunlar ben onu her izlediğimde kendimden bir parça buluyorum. Yukarıdaki kelimeler sizde ne çağrıştırıyor bilmem mümkün değil ama benim için The Doctor!


MS

Havanın yağmurlu olması!
Sabahın hiç gelmemiş olması ve günlerden pazartesi sabahında olduğumuzu düşünürsek.
Günün ne kadar lanetli olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz. Hatta pazartesi sendromu diye bir terim var artık.
Bütün bunlara rağmen yağmur altında gezinmeyi seven ben bir çocuk gibi okul servisini beklerken dilimde English men in New York! sözlerini mırıldanıyorum. Bir ara sesim yükseldi sanırım çevredekilerden tuhaf bakışlar kaptım hemen :D

MS bizim servis! Bindiğimde kitabımı unutmuş olmanın üzüntüsü, ve anahtarlığımın yanımda olmaması tabletten dizi izleyemeyeceğim anlamına da geliyordu. CSI'ı izliyorum bu aralar yol boyunca ama her şey usbde. Durum bu olunca geriye bir seçenek kalıyordu radyo.

Genellikle yabancı müzik dinlememe rağmen dinlenecek bir tek müzik bulamamam bir ton radyo arasından şaşırtıcı geldi. Türkçe müziklere geçmemle beraber de djlerin yağmur moduna kapılmalarıyla bende servis için de direk o ruh haline dahil buldum kendimi.

İşte yağmur şarkıları









Bunlara ek olarak ta benden bir yağmur şarkısı daha ekleyelim!