Doctor Who etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doctor Who etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2014 Perşembe

Companion

Nasıl tarif etsem tam olarak bilemedim en güzel  anlam Doctor Who'daki Doktorun yanına macera yaşamak için aldığı insanları tanımlamak için kullanılıyor.

Yıllardan beri aradığım şeyin öyle maceralar yaşayacağım bir arkadaş olduğunu yeni yeni fark ediyorum aslında. Ben hep bir sevgili, ruh eşi, hayatımın anlamı falan bulursam her şeyin çözüleceğini birine bağlanmak ve onu mutlu etmek için uğraşmanın güzel bir ama olduğunu sanıyorum ama yanılmışım.



Biriyle sevgili olmak, hayatını paylaşmak zor iş ve stresli. Herkesin kendi yaşamı olmalı fakat ara sıra bir araya gelip farklı bir şeyler yapmak lazım. Doctor Who da ki durumda bence tamamıyla aynı, sadece Doktor her dakika macera yaşıyor adamın zaman makinesi var bir kere.


Companion en iyi yandaş olarak çeviriyorum ama şu ülkemizdeki yandaşlık gibi değil, yoldaş, arkadaş, dost, macera ortağı, dert ortağı gibi bir insan. İşte öyle biri lazım yanıma... Çünkü insanın istediği en önemli şeyler anıları paylaşmak ve duygularının anlaşılması.


Gerçi Clara gibi bir eşlikçim olsa aşık olur sonra evlenme teklif ederdim her şey yalan olurdu bunu da itiraf etmek gerek . :D


Sufle Kız ^.^

24 Ağustos 2014 Pazar

Doctor Who




Uzun zamandır sabırsızlıkla beklediğimiz gün geldi ve Doctor yeniden aramızda. Mavi polis kutusu ve anormal tavırlarıyla aslında hepimizin bir gün buluşmayı beklediği kişilerden biridir kendisi. Peter Capaldi ilk bölümde bence gerçekten güzel bir oyunculuk çıkarmış, özellikle de daha önceden dizide oynamış bir yüzün bu sefer baş rolde olmasını da biraz çekiştirmişler.



Impossible Girl'ümüz Clara'ya ise yeniden aşık oldum diyebilirim. Bir kız hem güzel hemde bu kadar tatlı olamaz ya! :-)

İkinci bölüm hakkındaki mini trailere göre de haftaya yine ezeli düşmanımız Daleklerle kapışma var bakalım neler olacak?

Bu arada Doktor Who biraz daha özüne dönmüş diyebilirim. İlk sezonu izleyen biri olarak Peter , William Hartnell'e benzemiş onunda biraz tuhaf kaçan tripleri vardı ama Matt'den de kalıntıları görebiliyoruz. Eski ve yeninin güzel bir harmanlanması olacağa benziyor.



Gelecek bölümleri heyecanla bekliyoruz. :-)


25 Kasım 2013 Pazartesi

The Doctor

Geçen gün Doktor'un günüydü. İlk başladığı tarih. Son sezon bölümlerine ben geçen gün başlamıştım ve baya ilerledim. Şimdiye kadar gördüğüm en tatlı ve güzel Doktor kızıyla Doktor arasında geçen konuşmada bahsedilenlerden sonra neden Doktor'u bu kadar benimsediğimi anlamamı sağladı.

Hisler ve dilimizden dökülen kelimeler hiç bir zaman birbirini karşılayamazlar biliyorum fakat anlatmaya çalışayım.

Arkadaşlık!
Dostluk!
Eğlence!
Bilgi!
Gerekli olma duygusu!
Yardım etme duygusu!
Pişmanlık!
Merak!
Ve Sevgi!
Belki bir tutam da çılgınlık ekleyebiliriz ama iyi anlamda! ;)



İşte hislerim bunlar ben onu her izlediğimde kendimden bir parça buluyorum. Yukarıdaki kelimeler sizde ne çağrıştırıyor bilmem mümkün değil ama benim için The Doctor!


23 Kasım 2013 Cumartesi

The Day of the Doctor!

Doctor Who severek izlediğim bilim kurgu dizilerinden bir tanesidir. İçinde uzay, zaman yolculuğu ve çeşitli yaratıklar varsa sevmeme ihtimalim yok gibi.  İlk defa 1963 yılında başlayan dizi son Doktor'a gelmiş bulunmakta (yani ben 12. doktorda biteceğini hatırlıyorum ama bir değişiklik olur umarım! )

Bugün dizinin ilk yayınlandığı günün 50. yılı ve bunun şerefine google doctor who doodlesi yayınladı. Oyunu bitirme sürem 17.49 sizde bir deneyin :)

Ve hiç unutmayın!
I'm the Doctor! Trust me! ;)












20 Ocak 2013 Pazar

Vincent Van Gogh

Bu aralar izleyemeye doyamadığım Doctor Who dizisinde Vincent Van Gogh'u bir bölüm haline getirmişler ve süper olmuş. Daha önceden resimlerini incelediğim hatta bir tanesinin çok kötü bir kopyasını lisedeki resim dersinde yapmıştım. Fakat hiç hayatını araştırmamışım, bu biraz tuhafıma gitti ve diziden sonra mini bir araştırma yaptım bu eşsiz ressam hakkında.



Hollandalıymış, yatılı okulda bir süre okuyup sonra evine geri dönmüş. Bir sanat işleriyle uğraşan şirkette işe girmiş ve bu şirket aracılığıyla da Londra ya şirketin İngiltere şubesine gitmiş. Yaptığı işten çok yüksek meblalarda para kazanmış ( ben bunu okuyana kadar hep fakir sanıyordum ). Yaşadığı yerdeki bir kıza aşık olmuş ve ona evlenme teklifi etmiş. Kız onu reddedip, diğer kiracıyla nişanlandığını duyunca büyük bir ruhsal çöküntüye girmiş ve tekrardan Paris'teki şirketin şubesine dönmüş. Fakat hayat düzeni bozulmuş ve çeşitli yerlerde gezinerek hayatını sürdürmüş. Kardeşi Theo ona maddi destek sağlayarak büyük miktarda yardımcı olmuş. Vincent kardeşinden gelen parayı içki ve resim malzemelerine harcamış hep, kulağını kesmesi hakkında da boya bulamadığı için değil arkadaşıyla kavgası sonucunda sinirle yaptığını okudum.

Dünya resim tarihinin en güzel tablolarını, ruhsal durumunun en fazla kötüleştiği hayatının son iki yılında yapmış ve kendi yaşamına son vererek dünyadan ayrılmış...



Doktor Who da yaşam öyküsünü senaryolarına çok güzel bir şekilde işlemişler. Keşke öyle bir Tardis'im olsa ve zamanın içinde seyahat edebilsem. Büyük insanları, düşünürleri ve kahramanları tanısam. Ve bu bölümde de beni en çok etkileyen, hatta gözlerimi dolduran sahne; Van Gogh'u geleceğe onun çok değersiz sandığı o şaheserlere hak ettiği değerin verildiği günümüz müzesine getirmeleri oldu. Ne kadar güzel olurdu bugün önemsiz olarak düşündüğümüz ve yaptığımız şeylerin gelecekte hak ettiği değeri aldığını görmek, bilmek...

İşte benim ve eminim bir çok kişinin favorisi olan resim;