1 Kasım 2014 Cumartesi

Yazı ve Konuşma

Yazarların neler hissettiğini daha iyi anlıyorum. Konuşmak başka bir şey yazmak ise bambaşka... Her ikisi de insanın kendini ifade etme yöntemlerinden biri gibi görünüyor olsa da hatta hitap ettikleri kişileri etkilemede bir fark görünmese bile, tamamen farklı dünyalar olduğunun altını çizmek isterim.

Arkadaşlarım ara sıra takılırlar sen niye tiyatro oynamıyorsun, radyoda falan çalışmayı düşünmedin mi diye sesim güzelmiş güya, ben ise sesimi yetersiz, hatta güçsüz bulurum. Mesela Haluk Bilginer'i dinlediğimde, Rutkay Aziz'in konuşmasında hissettiklerimi kendimi mi dinlerken hissedemiyorum. Zaten başta konuşmayı bildiğimi söyleyemem, çünkü kendimi ifade etmede pek iyi değilim konuşurken, belli bir zaman sonra kendimi ifade etmek için çırpınırken saçmalamaya geçerim. İşte bu yüzden konuşmak yerine dinlemeyi severim insanları, hele sohbeti de hoş biriyse bütün gün dinleyebilirim. Çünkü konuşma bir insanın anlatacak bir şeyi, paylaşacak hikayesi varsa güzel ki böyle konu konuyu açar ve zamanın nasıl akıp gittiği anlaşılmaz. İşte hep dudaklarımdan gerekli sözler çıkamadığı içindir yılgınlığım zati...

Fakat yazmak öyle midir? Sadece sessizlik içinde zihninin içinden geçenleri yakalamak, onları toparlamak, düzenlemek ve kelimelere dökmek. Yazılan her bir kelimeyi kontrol etmek, cümlede ki yanlış anlaşılmaları düzenleyebilmek. İşte bu! Hataları düzeltme şansının çok yüksek olması yazıyı benim için önemli kılan nokta, Bu yüzden severim yazılı eserleri okumayı izlemektense, işte sözcükler belirli şekillere büründüğü zaman başlıyor benim hikayem. Gerçi yazıların anlaşılması da insandan insana değişiyor kimse aynı noktayı yakalayamıyor yazıların içinde gizlenen duygulara ki! 

Ne olursa olsun yazı yazmayı konuşmaya daha çok seveceğim sanırım, kendimi daha net ifade ediyorum nede olsa, hem önceden de söylediğim gibi konuşurken yaptığım yanlışların içinde boğulmaktansa tekrar tekrar kontrol yaparak anlatmaya çalışırım zihnimdekileri belki bir duygudaş bulunur belki... 


30 Ekim 2014 Perşembe

Zaman, yanlışlar ve yollar

Zaman insana bir çok şey öğretiyor...

Öğrendiklerimizi taklit ederek yapmayı deniyor, sonra yapıyoruz. Aslında önemli olan denemek değil yapmak belki. Çünkü her denediğimizde ve başarısız olduğumuzda bir daha denemek zor geliyor. Başarısızlığımızın üzerine hayatımızda iyi olabilecek bir dönüm noktasını kaçırmış oluyoruz.



Son zamanlarda denemekten vazgeçtim, hatta her zaman kararsız ama yüzde doksan yapmayacağım şeyler için kullandığım 'bakarız' kelimesini bile bıraktım sayılır. Alışkanlıklardan kolay vazgeçilmiyor fakat artık kararlarımı alırken beyaz-siyah olarak karar veriyorum. Bu yaşıma kadar fark etmemiş olduğum en büyük şey olaylar üzerinde çok fazla düşünüp yinede kararsız kalmış olmam. Sanki ne istediğini bilmeyen bir çocuk gibi şaşırıp kalmış ve zamanın akışında ona tanınan hakkı kaybedip elinde hiç bir şey olmadan hüzünlü olarak boynunu bükerek evinin yolunu tutmuşum.


Sonunda denemelerimi sona erdirdim, kararsızlıklarının çözümünü keşfettim. Şimdi önümde ilerleyeceğim kocaman bir yol var. Ve onu takip etmek benim amacım!

Her başarısızlığım, bir sonraki atacağım adıma ışık tutan bir destekmiş.

Ve sanırım son olarak tüm başarısızlıklara teşekkür etmek gerekir ki, bizi bugün doğruya götürüyorlar.


P.S.: Bu gün yine geçmişi hatırlayıp, geçmişte yaptığım hataları yapmaya  devam ettiğimi düşündürdü bilinmez bir duygu...

Bakalım gelecek neler getirecek, iyi akşamlar millet  :-)

23 Ekim 2014 Perşembe

Companion

Nasıl tarif etsem tam olarak bilemedim en güzel  anlam Doctor Who'daki Doktorun yanına macera yaşamak için aldığı insanları tanımlamak için kullanılıyor.

Yıllardan beri aradığım şeyin öyle maceralar yaşayacağım bir arkadaş olduğunu yeni yeni fark ediyorum aslında. Ben hep bir sevgili, ruh eşi, hayatımın anlamı falan bulursam her şeyin çözüleceğini birine bağlanmak ve onu mutlu etmek için uğraşmanın güzel bir ama olduğunu sanıyorum ama yanılmışım.



Biriyle sevgili olmak, hayatını paylaşmak zor iş ve stresli. Herkesin kendi yaşamı olmalı fakat ara sıra bir araya gelip farklı bir şeyler yapmak lazım. Doctor Who da ki durumda bence tamamıyla aynı, sadece Doktor her dakika macera yaşıyor adamın zaman makinesi var bir kere.


Companion en iyi yandaş olarak çeviriyorum ama şu ülkemizdeki yandaşlık gibi değil, yoldaş, arkadaş, dost, macera ortağı, dert ortağı gibi bir insan. İşte öyle biri lazım yanıma... Çünkü insanın istediği en önemli şeyler anıları paylaşmak ve duygularının anlaşılması.


Gerçi Clara gibi bir eşlikçim olsa aşık olur sonra evlenme teklif ederdim her şey yalan olurdu bunu da itiraf etmek gerek . :D


Sufle Kız ^.^

21 Ekim 2014 Salı

Aydınlanma!

Bazı anlar vardır. Bir an kafanızın üzerinde bir ampul yanar çizgi filmlerde olduğu gibi ya da bir cam şıngırdar yanlış bir şey yaptığınızı düşündüğünüzde... Kaynar sularda dökülebilir durumun boyutuna bağlı olarak.



Kendimle genelde dalga geçen biriyimdir, en büyük kozumda bu aralar kilomdu. Yaşım konusunda yapabileceğim pek bir şey yok o konuda okulda yalnız kalıyorum zaten. Kilomla eğlenmek benim için güzeldi taa ki az önce tartının gösterdiği sayılara kadar. 90.0 hatta biraz geçti de sonra düştü :P
Radyoda görsem, aha İmbat Fm der bir Orhan Gencebay şarkısı çalıyorsa bırakır dinlerdim ama bu tartı...


Yapı ve huy itibariyle Garfield türünden biriyimdir. Tembellik göbek adım, uyumak ta yaşam tarzım. Ne yapıp yapamayacağımı bilirim ve en kötü şeyde bir çok şeyi yapabileceğini bilip yapmamak ukalalığıdır ki bende de vardır. Sonra yazının başında dediğim gibi bir şeyler oldu, ışıklar yanıp söndü ve hayat geçiyor. Yapmak istediklerimi yapmayı o kadar çok erteliyorum ki anlatamam.. Yıllar sonra ilk defa plan yapıp ona uymayı kararlaştırdım.
Bu kararı vermemde gözlerinde tamamen bir amaç ve gerçekleştirmek istediği hayallere olan tutkusunu gördüğüm bir insan sebep oldu! Onun isteklerini başaracağına ben canı gönülden inanıyorum. Bakalım ben neler yapacağım.



İlk olarak kilolardan kurtulma kısmı geldi benim için çünkü artık malum türk kasından ben rahatsız olmaya başladım, hatta Homer  gibi sehpa olarak kullanım rahatlığı olmasına rağmen. Bir buçuk aylık bir süreç var önümde zaten sonra sınavlar  yeni yıl derken ikinci dönem Polonya'ya gitme ihtimalim var.


Kenan Doğulu'nun dediği gibi 'tutamıyorum zamanı'  ve  tutmaya çalışırken kestiği yerlerin geçmesi için ancak akışına bırakmak gerekiyor...


Işık her daim üzerinizde parıldasın... :-)

20 Ekim 2014 Pazartesi

Yeni ve Eski Bloglarım

İlk blogumun dosyasını buldum harici diskimde, ona bir göz attım, sonra yeni bir blog yapma aşamasında olduğum için bloggerden yepyeni bir hesap yaratım orada biraz şablonlar üzerine uğraştım fakat iş bloggerde istediğin gibi bir düzen oluşturmaya geldiğinde işler sarpa sarıyor.


Ve aklıma wordpress geldi. Orada açmış olduğum bir hesabım, kimsenin okumadığı yazılarımın olduğu bir blogum vardı. Şimdi o bloğu okudum ve zamanın ne kadar hızlı değiştiğini fark ettim.



İlk aşkımı, bir sonrakini ve bir sonrakini hatırladım. Zaten o kadar ve onlar beni şu an bulunduğum kişiye dönüştürdüler. Gerçi ilk günden bu saate pek bir şey değişmemiş hala aynı ben!

Kalbi güp güp güp atan, sonra sakinleşen, sonra daha fazla hızlanan, sonra ne yapacağını bilemeyen, sonra sessizlik içinde boğulup giden, eh madem yaptık birde sıvayalım diyen. en son nerede hata yaptığını düşünüp bulur ve bir daha aynı hataların en güzelinden yapan kişi. Gerçi ilerleme var biraz ama mikroskopla görünebilir ancak.  Neyse ben bu halimden ne kadar şikayetçi olsam da arkada birinin kalbini kırık bırakmadığımı düşündüğüm için memnunum.. 

Bir gün değişirmiyim bilmiyorum, fakat bu yazdığım bloglardan o zamanlar neler hissettiğimi tekrar okuyacağım. Belki artık unutmuş olduğum o hisleri biri hatırlatmaya çalışınca geçmişimden hatırlarım.



"Yolu uzun süre aşka düşmemiş bir adama denk gelirse yüreğiniz çalkalayın, zira dibine çökmüş olabilir seven yanları."- İncir Reçeli

En sevdiğim söz oldu bu günkü filmden, belkide benim içinde öyledir diye düşündüm. Sonra üzüldüm, kim çalkalamak için uğraşacak ki beni...


Ah ilk blogum artık kullanımda değil ama adı Emperor of the Sea  idi.
Sonra buraya başladım iki yıl olacak.
Yemek ve ıvır zıvır bloğum yanda zaten.
Bir de wordpress ten bulduğum  Things blogum varmış.
Aynı hesap altında yep yeni bir blog açacağım ve genel her şeyden bahsedilecek onunda haberini yakında veririm. 
Bloggerde açtım ama bir b.ka benzemedi... :(