7 Temmuz 2014 Pazartesi

KPSS

Hafta sonu KPSS'larına girdim.

Sınavlar ilk sınavdan son sınava doğru kötüleşerek ilerledi. Genel kültür ve yetenek kısımlarında tarih kırmı haricinde pek bir gerileme olmamış geçtiğimiz 10 sene içinde ama lisedeki halimin yerinden yeller esiyor diyebilirim. Çok fazla şeyi unutmuşum. Aklım nereye gittiyse!




Durum böyle olunca eğitim sistemimizin kötülüğünü ve geleceğimizin nasıl heba edildiğini bir kez daha anladım. Ama anlamak değiştirmeye yetmiyor çünkü millet anlamamak için direniyor. Odunlara ders verilse daha başarılı olunur. Neyse....

Sınav aralarını ve sonunu çevredekileri dinlemekle geçirdim çünkü oyalanacak hiç bir şey yanımda yoktu. Para bile getiremiyorsun yanında. Sınav salonu girişi kemerci dükkanı gibiydi. Ve fark ettim ki! Bizim memurluk düzenimiz %50 şansa ile gerçekleşiyor. Kimse bilerek bir şey yapmamış herkes atmış ve Nasrettin Hoca gibi 'Ya tutarsa!' diye bekliyor. sonra bürokrasimiz niye yavaş işlemiyor diye yakınıyoruz. Memurlar bir şey bilmiyor ki ilerlemesi bile mucize.

Bu sene sınava boşum ne kadar puan ediyormuş onu görmek için girdim, sonuçları heyecan içinde bekliyorum. Bakalım neler olacak...

Ah bu arada unutmadan yazayım. Son sınavın yani Pazar Öğleden Sonrası yapılan sınavın bir saatini bütün salon olarak uyuyarak geçirdik. Çünkü 120 dk çıkmak yasak ve ilk yarım saatte yapılabilecek sorular tükenmişti. 56 kişininde hepsi için 150 sorudan yapılabileceklerin tükenmesinin ne demek olduğunu siz düşünün. Yok öyle bir sınav! Neyse zaten sabah erken kalkınca uykumu alamamıştım iyi geldi bir saatlik kestirmek, ösym kamera kayıtlarını izleyince ne hissedecek çok merak ediyorum :D



Artık Dünyanın en pahalı kalemliğinden 3 tanesine sahibim . :P

1 Temmuz 2014 Salı

Çizgi film şeridi!

Uzun zamandır binaların içinden pek çıkma fırsatım olmadı, dün biraz bahçe biraz deniz derken de fazla yanmışım. Güneşe çıkamaz bir hale gelmişim. Lakin evde de pek fazla duramadım ve güneşin batışıyla beraber sahil yürüyüşüne çıktım. Millet sahile dökülmüş, neredeyse tıklım tıklım. Kulaklıklar kulağımda radyoda 80'lerden parçalar muhteşem bir hava, deniz alabildiğine lacivert.



O sırada yasemin kokusu geldi burnuma, çocukluğumdan beri hayranımdır o mis gibi kokuya. Sonra aklıma 'Koku' kitabı geldi ben de oradaki parfümcüler gibi çiçekleri saatlerce kaynatır yağıyla suyuyla üzerime dökerdim. Ama hiç mis gibi yasemin kokmazdım, leş gibi olur birde fırça yerdim. :-)

Oradan aklım yine geçmişe gitti, lisede olmayan aşklarım, ünversitedeki yitik halim. Sonra hep aşkı budum derken hep yalan çıkması. Hissettiğim kalp kırıklıkları, hepsi bir bir zihnime canlandı. Aşkın aslında karşımızdaki kişinin feromonlarından etkilenmemiz olduğu hakkındaki araştırmaları düşündüm. Koku bizi birine bu kadar bağlayabilir miydi? Bilmiyorum ama artık hiç bir kokunun, hiç bir güzelliğin, hiç bir tatlılığın beni kendisine bağlamadığı bir çağa girmiş olduğumu fark ettim. Yine üzüldüm!

Eskiden hep kalbimin küt küt attığı, gözlerine bakmaya kıyamadığım, onu gördüğümde ellerimin yamyaş olduğu biriyle bir ömür sürmek istediğimi hatırladım. Hep onu ister, bir yıldız kaydığında onu diler, doğum günü pastamın mumlarını söndürürken onu düşünürdüm. Onu anlatacak diye falcılara bile giderdim. Bir şeyi çok istersen olmazmış ya! Benimde öyle oldu olmadı ve öyle bir inancım kırılmış ki! Artık dünyadaki en mükemmel özellikleri taşıyan kız gelsin bana kör kütük aşık olsun, ona karşı bir hissiyatım olmaz sanırım.



Geçen gün bir yabancı çocuk sana lakap takmak istiyorum dedi, şaşırdım. Sonra hadi tak bakalım dedim, 'Süpermen' diye yapıştırdı.  Daha bir afalladım, nedenini sorunca da işte öyle geldi dedi. Ben hep Lawful Good karakterlere benzetiliyorum ve hiç bir zamanda öyle olduğumu düşünmem. Daha çok Neutral Good olabilirim. Fakat hep itliği hergeleliği öğrenmek istemişimdir yapamadım. Sonra aklıma çizgi dizilerdeki klasik replikler geldi.

Kahramanlığı bırakıp kendi hayatımı yaşamalıyım belkide, ama bir türlü o beni bırakmıyor. Ve kahramanlar hep yalnızdırlar...




Bir gün Tango öğreneceğim ve o gün aşık olduğum gün olacak.

26 Haziran 2014 Perşembe

Nerelerdeydim?

Kendime baya baya inanamıyorum uzun zamandır bloğuma tam manasıyla dokunmamışım. Kongre, iş finaller derken bir bakmışım 3 dersten büte kalmışım. Bütünlemeler de bitti ve iki dersten mıhteşem bir şekilde kaldım. Napalım seneye veririz modundayım çünkü koca sınıftan geçen o kadar az ki, yabancılık çekmeyeceğim :D

Ama sınavlar yine bitmedi, başka bir ingilizce sınavım vardı ve  idare eder kıvamda onuda atlattım ve hemen üstüne bir anca çalıştığım yerde kendimi ingilizce programda buldum. Önce öğrencilerle çat pat konuşmaya başladım ama konuştukça alışıyormuş insan unutmuş olduğum 100 den fazla kelimeyi bile geri getirmeyi başardım. Ve anladım ki ne kadar fazla dil öğrenebilirsem bir o kadar hayatıma renk gelecek. Arapçaya başladım bile :P

Ve diğer sınavlar geliyor kpss den 3 oturum ve aöf den son bir dersim kaldı. Tek derste onu hallettiğim gibi ilk mezuniyetimi alacağım. Ah sonunda arkadaşlarımın arasına katılacağım çünkü neredeyse hepsi artık mezun oldu. Belki evlenirim de :P (Bir ben kaldım bekar )

Ah tabi ki hala boş durmuyorum. Daha bahçe işleriyle uğraşmam gerekiyor ve onların hepsinin bu hafta sonu halledilmesi gerekli çünkü dedemin anlattığına göre bahçeyi ot sarmış. Dometesleri kurtarma operasyonu umarım cumartesi günü başlayacak.

Yılın deniz sezonunu hala açamadım en kısa sürede onu da halletmem lazım.

Yazılarınızı okuyorum ama yorum atamadım bir türlü... En kısa zamanda blog ile tam olarak ilgilenmeye başlayacağım.


Bir Tardis'im olsaydı iyiydi! 



İyi günler herkese :-)

18 Haziran 2014 Çarşamba

Pandora'nın Kutusu

Hikayemiz ilk insanların yaşadığı zamanlara gidiyor ki o zamanlarda dünya üzerinde sadece günümüzde  erkek olarak bilinen tür yaşamaktaydı. Yaşamları sonsuz ve mutluluk doluydu. Dünya'nın tamamı bolluk içinde ve Tanrılar Olimpos'tan onları izlemekteydiler.

Bir gün Tanrılar katında hiç yaşanmamış bir olay vuku buldu. Hırsızlık! Zeus çılgına dönmüş ve bütün tanrıları aralarındaki haini ortaya çıkarmaları konusunda tembihliyordu. En önemli nesnesi, eğlencesi ateş çalınmıştı. Çok geçmeden kararan hava ile yer üzerinde parlaklıklar ortaya çıktı, o ana kadar aklına öyle bir şey yapabilecekleri hiç gelmemişti. Fakat ateş insanların ellerinde gezdirdikleri bir oyuncak olmuştu. Zeus sinirden bütün gökyüzünü bulutlarla doldurmuş, her yere yıldırımlarını savurmaktaydı. Tam o sırada Hermes içeri girer ve ateşi çalanın Prometehus adında bir yarı tanrı olduğunu, insanlara da onun ateşi kullanmayı öğrettiği haberini verir.

Artık Tanrı Zeus intikam peşindedir...
Aklına gelen tüm kötülükleri bir kutunun içine hapseder ve Hephaistos'a insanlara benzeyen bir canlı yaratmasını ister. Toprak ve sudan oluşturulan çamurla hemen insana benzeyen bu canlıya tüm Tanrıların insanlarda olmayan özellikleri koymalarını ister Zeus.

Athena, el işlerinin inceliklerini öğretir ona. Hera, hırs ve tutkuyu, Hermes düzenbazlığı, Aphrodite ise güzellik ve seksiliği, Eros ise aşk'ı öğretir. İnsana benzemesine rağmen daha çok Tanrıçalara benzeyen bir kadın ortaya çıkar en sonunda. Ve ona ' Tanrıların Hediyesi' anlamına gelen Pandora ismi verilir.



Zeus tüm kötülükleri içine koyduğu kutuyu Pandora'ya verir ve onu Prometheus 'un kardeşi Epimetheus'a götürmesini ister. Prometheus bunu haber almıştır ama tüm uyarılarına rağmen kardeşi kutuyu kabul eder ve şimdiye kadar görmüş olduğu büyüleyici canlıyı kendisiyle beraber yaşaması için ikna eder. Beraber geçirdikleri ilk günün sonunda Pandora'nın getirmiş olduğu kutuyu Epimetheus açar ve tüm dünyaya Zeus'un hapsetiği kötülükler yayılmaya başlar. Böyle bir şey beklemeyen Pandora kutuyu son anda kapatarak daha fazla kötülüğün dünyaya yayılmasını engellemeye çalışır fakat çıkmış olanlar huzur içindeki insanları birr kaosun içine sürüklemeye yetmiştir.

Bu durumu gören Prometheus, Zeus'tan af dilemeye gider. Zeus ise onu tüm insanları izleyebileceği bir dağa zincirler ve ' Yaptığının sonuçlarını dünyanın sonuna kadar izle!' der.



Pandora'nın Kutusu açıldıktan sonra dünya üzerinde hiç bir şey bir daha eskisi gibi olmamıştır...

8 Haziran 2014 Pazar

Mimler

Zamska ve Gülni.. tarafından mimlenmişim, madem mimlendik cevaplar burada :)


MİM 1 : Mor Mim
1.Hayatında en çok sevdiğin yön nedir?
 Düşündüm de sevdiim bir yön bulamadım. Aklıma gelenleri hepsi yüzünden hep üzülmüşümdür. Geçtik!
2.Sen hiç yağmurun altında ağladın mı? 
 Yağmur altında gezmeyi, ıslanmayı severim ama en fazla gözlerim dolmuştu o kadar...
3.Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı. Ama sadece insanları değiştirebileceksin. Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?
 Bütün insanlığı düşünürekten;
 İçlerindeki doyumsuzluğu yok etmeyi,
 Sevginin kıymetini,
 Hiç biri yine işe yaramadı, topla hepsini evrimleşmeden önceki haline daimi olarak döndürmeyi dilerdim bari dünya kurtulsun!
4. Sen hiç yaz yağmurunda denize girdin mi?
  Kesinlikle ve muhteşem oluyor. Gerçi ben denizdeyken yağmur yağmaya başlamıştı sayılır sanırım ?
5.Yaşadığın en gülünç durum nedir?
 Bilemedim şimdi.
6. Kendine ünlüler dünyasından bir eş ya da sevgili seçebilseydin, kimi seçerdin? 
  Arzum Onan olabilir.
7. Hayatın bir film olsa, hangi aktör veya artist oynasın isterdin?
  Tom Hanks oynasın isterdim ama çok sıkıcı bir film olacağını söyleyebilirim.
8. Sen hiç halka açık bir alanda kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı?
  Anneannem toprağa verilirken...
9. Süperman mi Batman mi? 
  Batman candır.
10.Çocukken hepimiz bir nesneyi ya da olayı başka bir şey zannederdik, mesela Eyfel Kulesi’ni elektrik direği sanmak gibi. Senin böyle ilginç düşüncelerin var mıydı? 
  Birisi bana nereli olduğumu sorduğunda; 'Annem-Babam İzmirli ben Gaziantepliyim.' derdim. 
Doğduğumuz yerin memleketimiz olduğunu sanıyordum o zamanlar ^.^
11. Sence hayatın anlamı nedir?
  Bulamadım, bulabileceğimi de sanmıyorum..




MİM 2 : HANGİSİ MİMİ
1)Arkadaşınız saçlarını boyatmış, hiç yakışmamış.”Nasıl olmuş” diye sorunca ne dersiniz?
  Pat diye söylerim. Patavatsızımdır biraz!
2)Evinizde hangisi olsun istersiniz? 
  Seçmeli sınav sorusu olmuş bu ama şık yok.
Bir StormTrooper heykeli olsa iyi olurdu, Barney'inki gibi :)
3)İntikam –soğuk yenen bir yemektir-tatlıdır-gereklidir-gereksizdir-diğer (açıklayınız)
4)Ülkeyi kötülerden temizlemek için hangisi olmak isterdiniz? 
  Yaşayanların zihinlerini değiştirmeden kötülüklerden de temizlenebileceğini düşünmüyorum. O yüzden bir zihin değiştirici olmak isterdim ;)


İsteyen herkes yapmakta özgürdür ( yapın yoksa mimlerim).