27 Ocak 2014 Pazartesi

Dolmuşum

Her an aklıma yazılacak bir yazı, anlatılacak bir konu, paylaşılacak bir anı geliyor. Sürekli yapılacaklar listeme yeni etkinlikler, yeni amaçlar ve hayaller ekliyorum. Tam bir hayalci şirin oldum aslında bugünlerde, İzmir'in havası o kadar güzel ki!



Günün koşuşturması içinde sırılsıklam geldim eve, sonra yine çıktım sokaklara akşamı dışarıda yaptım. Yağmurun yağışına aşığım bu şehirde, öyle usul usul, çisil çisil yağan bir yağmur her yerde görülmez...
Gezdiğim her köşeyi aklıma yazıyorum, bunu da yapmalı, şuraya gitmeli diye, insanın aklında bulunmalı özel olabilecek yerler. Aslan burcunun bilinmeyen bir özelliğidir aslında, kuytu köşelerde kaliteden ödün vermeyen ve pek bilinmeyen yerlerde bulunmayı sever. Yalnız olduğum zamanlarda hep öyle yerlerde yemek yer, oralarda kahvemi içer, insanların beni fazla rahatsız etmediği oralarda kafamı dinlerim.

Bir sevgilim olsa yapılması gereken etkinlik listem o kadar uzun ki! 'İki dakika oturmuyorsun!' der ve bırakır büyük ihtimal :-)
Sevmekte aşırıya kaçmışımdır hep, o da bizim toprağın özelliği sanırım bir şeyin suyunu çıkarmadan bırakmıyoruz. Bu aralar Cemal Süreya, Bahattin, kadınlar ve erkeklerin nasıl olması gerektiği hakkındaki yazılar. Tamam iyi hoşta, fazla uzattınız yeter... Hayatında bir şiirini okumamış adamlar, şiirdeki iki dizeyi paylaşarak edebiyat simsarı kesiliyor, her konuda adam 'pıçaklamaya' kalksaydık ülkede insan kalmazdı, eğer siz paylaştığınız özelliklerin onda birini yapıyor olsaydınız tamamını yapan biri karşınıza çıkardı.




Hayatta her şey seçimlerinizdir, lütfen keşke demiyeceğiniz seçimlerde bulunun. Ve eğer bir olayın gerçekleşmesini istiyorsanız lütfen o totonuzu kaldırıp çaba gösterin. Sadece dua etmekle, dilemekle, ümit etmekle, ummakla bir katre yol alamazsınız.



Amma dolmuşum ha! Çok sosyal mesaj içeren bir yazı olmuş oysaki tüm amacım kendimden bahsetmek olacaktı, acaba bütün bu nalet ettiğim şeyleri ben mi yapıyorum. O.O
Bir an şüpheye düştüm şimdi.

Neyse tatil başladı, kaldım dediğim termodan cb geldi üç gün göbek attım evde. Bakalım diğer sonuçlar ne olacak... Biraz memleket, bağ-bahçe işleri yapılacak sonra hobilere devam ve artık iş başı zamanı sonrasında da okul yeniden başlar.  Okula bayılıyorum ^.^

Son olarak Doctor Who ya 1963 ten başladım :D
Geleceğe Dönüş ve Harry Potter serileri günleri de başladı haberiniz olsun :-)

24 Ocak 2014 Cuma

Görünmezlik Pelerini

Çocukluğumda bir pelerin hediye edilmişti, ipek kadar yumuşak ve hafif bir kumaştan yapılmış renkgarenk bir pelerindi.Geçen yıla kadar onun hala o eski deri bavulumun içinde durduğunu fark etmemiştim. Çıkartım, şöyle bir baktım, eskime,yenik, yırtık gibi bir şey var mı diye yoktu hatta bana verildiği günkü gibi yepyeni duruyordu.

Bizim buralar bol yağmur alır kışları, hele bir rüzgarı vardır içine işler adamın kemiklerini dondurur daha sen farkına varmadan yataklara düşersin. Böyle bir havada kullanılmaz ama bir deneyeyim dedim. Şöyle üzerime attım ve rengi hafif bir değişir gibi olup normale döndü, ayna karşısında boyun ipliklerini bağlamamla beraber aynada vücudum yok oldu. Kapşonunu taktığımda ise artık ben yoktum. Yaşadığım o şok ile birlikte pelerini üzerimden çıkartıp bir kenara attım, bir yumak halinde bavuldan çıkarttığım gibi rengarek şekilde yerde bekliyordu.



Sinemada yıllar önce izlemiştim, büyücü bir çocuğun böyle saçma bir pelerini vardı. O zaman da çok saçma gelmişti zaten ama şimdi elimde çocuğunki gibi ama şu an yere atılmış, yumak haline getirilmiş ve şaşkın gözlerimi üzerinden ayırmadan baktığım  bir pelerinim var. Aklıma bir çok fikir geldi hemen ama nereden başlayacağıma bir türlü karar veremedim, artık görünmezim nasılsa istediğim her şeyi yapabilirim...

Pelerini denemem lazımdı önce, sınırlarını ve özelliklerini bilmeliydim. Üzerime geçirdiğim gibi çıktım dışarıya, hava karamsar ve hafif basık, biraz can sıkıcı ruh hali var ortalıkta. Bir kaç balıkçıyı izledim biraz, kenardan geçen köpeğin kuyruğunu çektim. Hırlayarak geri dönüşü ve ne olduğunu anlamamanın verdiği şaşkınlıkla biraz irkildi sonra adımlarını biraz hızlandırarak yoluna devam etti benim gibi. Kalabalık sokaklara vardığımda bir kaç kişiyle çapışmaktan kılpayı kurtuldum, en zor kısım kalabalık içinde gezinmekmiş. Bir müddet daha gezindikten sonra canım sıkılmaya başladı. Görünmez olmanın verdiği özgüven yerini görünmezken hiç bir şey yapamamanın can sıkıntısına döndü. Sonuçta bu sırrı bir tek ben biliyorum. Bir müddet daha dolaştıktan sonra eve geri döndüm. Bu pelerinle neler yapacağımın sorularını aklımın bir köşesine itekleyerek, pelerini bavula geri yerleştirdim.

Gerçekte de görünmez bir pelerinle neler yapabilirim?




21 Ocak 2014 Salı

Şok

Hatta şok şok şok...

Güneşli bir gün, hafif bir esinti vardı ama insanın içini ürperten cinsten değil sahilde yürüyorum bugün, kulaklık kulağımda Alphaville - Forever Young çalıyor. Kocaman çantalı bir kız yanındaki gençlere bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama onlar kızı anlamadıkları gibi işin geyiğindeler. Önce yoluma devam etmeye karar versem de vazgeçip yanlarına gittim, her halinden turist olduğu belli olan kızın ingilizcesi de pek iyi değil. Oğlanlar zaten ingilizce bilmiyor hatta kızı yanlarından aldım diye bir küfür de yiyorum arkadan. 



Letonyalıymış, gerçi güzelliğiyle baltık ülkelerinden geldiğini hemen belli ediyordu zaten, biraz ayak üzeri sohbet ettik çatpat ingilizceyle zaten o sırada aradığı otelin önüne gelmiştik. 'Burası mı?' diye sorduğumda anlamadığım bir şey söyleyip beni öptü! Benim de açık renk olan tenim haliyle kıpkırmızı bir hal aldı, bunu gören kız durumu sevinçten ne yaptığını bilemediğini, onların orada çok doğal bir şey olduğunu hatta söylediği o anlamsız sözcüğün 'Mükemmelsin, teşekkürler!' anlamına geldiğini falan şeklinde açıklamaya çalıştı ama ben oradan ayrıldıktan bir saat sonra bile hala yüzümün kırmızı olduğunu hissediyordum.



Şehrin en işlek caddelerinden birine vardığımda geçmiş günler bir film şeridi gibi ilerlemeye başladı, ilk önce ilk aşkım diyebileceğim kız ile karşılaştım ki en son konuşmamızdan sonra arada yıllar vardı telefon numarasını verdi bir ara görüşelim, sohbet edelim diye, sonra hep vurgun olduğum ama hiç itiraf edemediğim o kocaman kahverengi gözlü kızla karşılaştık, arkadaşlarıyla minik bir kutlamaları varmış beni de davet etti ama işim var diye geri çevirdim. Son ayrıldığım sevgilimde yanında tuhaf biriyle barlar sokağına doğru ilerlerken gördüm uzaktan bir selam verdi. Ve bir gün içinde üst üste böyle olayların gelmesi yine bir şok etkisi yarattı ki daha ilkini atlatamamıştım.




Bütün bunların yanında kafamda ne tür bir hediye alacağım vardı, malum sevgililer günü yaklaşıyor. Güzel, romantik ve onun bir ömür boyu aklında kalabilecek güzel bir hediye olmalı, ayrıca işine de yarayabilecek bir eşya olmalı. Artık akşam üzerine doğru yaklaşırken vitrinlere baka baka ilerliyorum. O sırada memleketten çok sevdiğim komşu teyze ve onun güzeller güzeli kızı gelinlik-damatlık dükkanlarının orada vitrine bakıyorlardı. Kız; 'Şu gelinlik nasıl?' diye sorunca bir afalladım ki gösterdiği gelinlik hep hayran olduğum zarif, sade ama bir o kadar da güzel görünen az sırt dekolteli, kabarık omuz askılı bembeyaz bir kıyafet. 
'Çok güzelmiş! Ne oldu düğün mü var?' diye de meraklandım. Kız 'Evet! Çok güzel bir düğün olacak değil mi anne?' dedikten sonra sırtıma vurularak. 'Ee damat yakışıklı oğlumuz olduktan sonra tabi ki de!' demez mi! 
Benim renk yeni yeni çözülmeye başlamışken yine kıpkırmızı olup, kulaklarım yanmaya başladı. 

Benim o hale geldiğimi gördükleri gibi bastılar kahkahayı... 
'Daha değil ama belki ilerde neden olmasın, ailene selam söyle' diyerekten  beni dükkanın önünde bıraktılar.



(Kurgudur)

19 Ocak 2014 Pazar

Bisikletli İzmir

Kesintisiz bisiklet yolu kapsamında İzmir'in bütün sahil yolu boyunca belirli noktalarda İzmir Belediyesinin bisiklet noktalarını artık görmeniz mümkün. Bisiklet kartı alarak yada kredi kartınız vasıtasıyla bisikletleri kiralamanız mümkün. Her ne kadar geçikmiş ve seçim yatırımı gibi görünse de güzel bir uygulama olduğunu söylemeden geçmeyeceğim. 




Bu güzel fırsattan ocak ayında olmamıza rağmen ilkbahar gibi görünen havadan yararlanarak boş vakitlerinizde sahil boyunca bir bisiklet turu atmanızı öneririm. Hatta bugün yol boyunca romantik çiftlerin kiraladıkları bisikletlerle gezdiklerini gördüm ve hatta bir kaç kişi trafik yoğunluğuna karşı ulaşım aracı olarak da kullanmaktaydı.

İnciraltın'dan Mavişehir'e kadar yer yer duraklar bulunmakta yani güzel bir şehir turu yapabilirsiniz, yanınıza suyunuzu, atıştırmalık bir şeyler de alıp çeşitli yerlerde mini piknik düzenleyebilirsiniz :)


Her ne kadar uzun süre o bisikletlerin sağlam ve kullanılabilir kalacağından pek emin olmasam da, İzmirlilerin mümkün olduğunca eğlenerek uzun yıllar boyunca kullanabilmelerini ümit ediyorum.

Daha fazla bilgi için: www.bisim.com.tr

18 Ocak 2014 Cumartesi

1. Yıl

Bu blog sayfasının ilk yazısını yazdığımdan bu güne tam bir yıl geçmiş. Eski bloğumun gereksiz derecede dolması sebebiyle açmıştım. Burasıda genel olarak her yerden, her şeyden biraz bahsediliyor. Zaten blog açma sebebim kendi hayatımın olaylarını, sevdiğim ve sevmediğim her şeyden bahsetmek için.

Bir yılda geldiğim duruma göz atarsak yaklaşık olarak 200 yazı(Taslaklar dahil) 12000 görüntüleme ve 10 güzel insan sayfamı takip ediyor.

Başıma bir iş gelmez , keyfim kaçmaz, bu hobiden sıkılmaz isem bir yıl sonra yeniden benzer bir yazıyı okuyor olabilirsiniz. Bakalım bu günden o güne ne gibi değişiklikler olarak. ;-)

Son olarak 
Beni izlemeye devam edin!




P.S. : Yazılarımın yarısını sayfamdan bir hafta sonra kaldıracağım. Son kez göz atabilirsiniz :)