24 Haziran 2013 Pazartesi
Uzay
Uzay, son hudut!
İnsanlığın ulaşabileceği bilinen son nokta, ucu bucağı bilinmeyen bir boşluk. Onun içinde bulunan katrilyonlarca ışık kaynağı ve onların çevresinde dolanan kayalar, gazlar, sıvılar...
Biz o ışık kaynaklarından bir tanesinin çevresinde dolanan mavi bir gezegenin içindeki kum tanesiyiz...
İnsanlığın başından beri gökyüzü büyük bir merak ve uğraşı konusu olmuştur, günümüzde sadece bilim ve sadece saçmalıklar için kullanılan bir araç haline gelmiştir. Günümüzde daha kendimize en yakın kaya parçası olan aya bile bir kere gitmeyi başarabilmişiz ve kendimizi çok ileri görüyoruz. İşte buna şaşıp kalıyorum!
Her gece duvarımda asılı olan güneş sistemi haritasına bakar, bu yakın ama uzak olan yerlerde hiç yaşayan bir canlı var mı diye merak ederim. Olabilecek canlıların resimlerini hayal eder belki bir gün onların bulunacağı ümidiyle düşlere dalarım. Umarım bulunan ilk dünya dışı canlıyı görme fırsatım olur.
Bilim kurgu filmlerini biraz düşününce ve evrenin büyüklüğü göz önüne alındığında, evren üzerinde yalnız olmadığımız aşikar. Filmlere konu olan olayları ve hayalimizde oluşturduğumuz teknolojilere bakarsak evrenin başka yerlerinde yaşayan canlıların uzay gemilerinde geziyor, gezegenler arasında savaşıyor ve çeşitli yaratıkların zulmünden acı çekiyor olmaları da muhtemel! Bütün bunlar azıcık göz önüne alındığında ve biraz paranoyakça düşündüğümüzde!
Evrenin her yerine 'Biz Dünyalılar Buradayız!' mesajı yollamanın mantığını henüz anlayabilmiş değilim, daha kendimizi kendi ırkımızdan korumak için yeterli savunmamız yok iken başka bir gezegenden buraya kadar gelebilecek teknolojiye sahip insanların sadece iyi niyetle bizi ziyarete gelecekleri nasıl bir pollyannacılıktır!
Açıkçası yaşadığım süre içerisinde evrenin başka yerinden gelmiş bir ırkla sohbet etmeyi isterim, hatta keşke fırsatım olsa uzayın bilinmeyen boşluklarının StarTrek filmindeki gibi bir gemiyle ben keşfetsem çok güzel olurdu bea!
Hayaller, hayaller...
İyi geceler...
23 Haziran 2013 Pazar
22 Haziran 2013 Cumartesi
Neler olmuş...
Ve tanrı İnternet'in yaratılmasını sağladı!
Arkadaş tam bir haftadır Alaçatı'dayım! Ne yapıyorum diye soracak olursanız, tatil, çalışma bağ-bahçe işleri hepsi bir arada. Herkesin memleketi gözden uzak bir Anadolu köyü kasabası olurken benim ki ise son yılların gözde tatil mekanları!
Eskiden daha güzeldi! Elimde biraz güç olaydı İstanbulluların hepsini Bodrum'a yollardım orası onlara daha çok yakışıyor... Benim güzel minik beldemin içine daha fazla etmesinler lütfen!
Her neyse Türkiye'deki olaylar hala son sürat devam ediyor olmasına rağmen ben dünyadan bir haber mişim!
Açıkça söylemem gerekir ki evde sadece uyduyu yarım yamalak çeken bir televizyonumuz var ve kanalların neredeyse hiç birinde düzgün bir haber yok! Biraz halk tv gösteriyor olsa da onlarında her yerden yayın yapması mümkün değil gibi ve yeterli ekipmanları yok sanki.
Olaylardan tamamen uzak kaldım ve içim içimi kemirdi sürekli!
Yapılan konuşmaları ve basın açıklamalarını duydukça pek iyi şeyler olmadığını rahatlıkla da anladım, ne tekim de öyle oldu. Borsa haftanın açılışından kapanışına kadar efsane boyutlarda düşüş yaşadı!
Resmen 11 Eylül saldırılarını izlediğim zamanki gibi ağzım açık dakika dakika borsanın düşüşünü dolar ve euro nun yükselmesini izledim! Bildiğin ülkemiz değer kaybetti! Paramız yeniden bol sıfırlı rakamlara doğru yollandı...
İlk günden beri insanları suçlayan başbakanın her konuşması borsa da bir taban endeksi yarattı. Dünya daki ekonomik krizin artık bizi teğet değil delip geçmesini bekliyorum ben çünkü artık satıp nakit para geliri sağlayabilecekleri bir milli değerimiz kalmadı.
Kelepir vatandaş ve Vatan toprağından başka!
Biraz sakin olaydın ya boşbakanım! Biraz koyun gibi davranmayan insanları da dinleyebilseydin ya! Ahh ahh! Bu ülkenin hayali olarak refaha kavuşturduğun halinin bile tadını kaçırdın ya başka bir şey demiyorum...
Son olarak:
Bir kerede bir dediğin diğer dediğini tutsun be arkadaş!
Arkadaş tam bir haftadır Alaçatı'dayım! Ne yapıyorum diye soracak olursanız, tatil, çalışma bağ-bahçe işleri hepsi bir arada. Herkesin memleketi gözden uzak bir Anadolu köyü kasabası olurken benim ki ise son yılların gözde tatil mekanları!
Eskiden daha güzeldi! Elimde biraz güç olaydı İstanbulluların hepsini Bodrum'a yollardım orası onlara daha çok yakışıyor... Benim güzel minik beldemin içine daha fazla etmesinler lütfen!
Her neyse Türkiye'deki olaylar hala son sürat devam ediyor olmasına rağmen ben dünyadan bir haber mişim!
Açıkça söylemem gerekir ki evde sadece uyduyu yarım yamalak çeken bir televizyonumuz var ve kanalların neredeyse hiç birinde düzgün bir haber yok! Biraz halk tv gösteriyor olsa da onlarında her yerden yayın yapması mümkün değil gibi ve yeterli ekipmanları yok sanki.
Olaylardan tamamen uzak kaldım ve içim içimi kemirdi sürekli!
Yapılan konuşmaları ve basın açıklamalarını duydukça pek iyi şeyler olmadığını rahatlıkla da anladım, ne tekim de öyle oldu. Borsa haftanın açılışından kapanışına kadar efsane boyutlarda düşüş yaşadı!
Resmen 11 Eylül saldırılarını izlediğim zamanki gibi ağzım açık dakika dakika borsanın düşüşünü dolar ve euro nun yükselmesini izledim! Bildiğin ülkemiz değer kaybetti! Paramız yeniden bol sıfırlı rakamlara doğru yollandı...
İlk günden beri insanları suçlayan başbakanın her konuşması borsa da bir taban endeksi yarattı. Dünya daki ekonomik krizin artık bizi teğet değil delip geçmesini bekliyorum ben çünkü artık satıp nakit para geliri sağlayabilecekleri bir milli değerimiz kalmadı.
Kelepir vatandaş ve Vatan toprağından başka!
Biraz sakin olaydın ya boşbakanım! Biraz koyun gibi davranmayan insanları da dinleyebilseydin ya! Ahh ahh! Bu ülkenin hayali olarak refaha kavuşturduğun halinin bile tadını kaçırdın ya başka bir şey demiyorum...
Son olarak:
Bir kerede bir dediğin diğer dediğini tutsun be arkadaş!
17 Haziran 2013 Pazartesi
İnsan Partisi
İnsanların yorumlarını okudukça bazen çıldırasım geliyor, bazen ise kahkahalara boğuluyorum...
Ben siyasetin temiz olanını severim, şöyle milletvekilleri Norveç'teki gibi olsun mesela asgari maaşın yarısı kadar maaş alsınlar!
Amerika'da ki mahkeme jurileri gibi olsunlar mesela, bir birlerini tanımadan ülkenin her yerinden kararlar alabilen halkın içinden olan mesleği, dini, ırkı, cinsiyeti farketmeksizin halkın seçtiği insanlar olsunlar.
Türkiye'nin demokrasisi her zaman şaibeli! Her zaman yoz! Her zaman çalmaya çırpmaya yönelik ve halkı da buna yönelten! 'Benim memurum işini bilir!' diyen bir cumhurbaşkanı vardı zamanında! Ülke yönetimi böyle olmamalı!
Aslında uzun zamandır düşündüğüm bir şey ama bir yorumu okurken kesin karar verdiğim bir düşünce, Türk insanının tamamı koyun! Büyük ihtimalle ben dahil! Kızmayın nedenini söyleyeyim, biz hep bir insanı takip etmeye programlıyız ve algımızda bunun dışına bir türlü özgürce çıkamıyor.
İnsanlar körü körüne bir adamı destekliyor ve gerisini hiç düşünmüyor...
'Niye onu destekliyorsun?'
- Dinimizi koruyor!
-Maaşlarımıza zam yaptı!
-Erzak desteği var!
-Her kış kömür yardımında bulunuyor!
.
.
.
Şimdi soruyorum bunları babasının parasıyla mı yapıyor?
Senden aldıklarıyla yapıyor be güzel vatandaş, vergi oranlarından hiç haberin var mı?
Elektriğe ödediğin paranın yarısı vergi!
Benzinin %70i vergi!
Asgari maaş hala açlık sınırının yarısı!
Şimdi başka bir parti gelse sana aynı iyilikleri yapacak. Çünkü senin paranı sana veriyor! Öyleyse niye ailesinin hiç bir mal varlığı yok iken milyarlarca dolarlık servete sahip olan! Oğlunu askere yollamayan!
Ve sadece ona gelir sağlayan insanların katlanarak devlet eliyle zengin olmasını sağlayan adamı destekliyorsun?
Başka adam mı var? Veya niye bunları söylüyorsun hangi partidensin?
Sormalarının nedeni ise mutlaka birini takip ediyor birini destekliyor olmam gerektiği düşüncesi! Arkadaş ben seni destekliyorum, onu destekliyorum, kendimi destekliyorum ama benim oyumla servetine servet katacak ve benim üzerimden bana kafa tutacak, yattığı yerden anca karnını doyuracak adamları desteklemem!
Arkadaş partili falan değilim ben! 53 tane parti var, padişah fermanı gibi oy pusulası var aç aç bitmiyor!
Niye birini seçeyim? Hiç biri benim görüşümü desteklemiyor!
Hepsi benim için çöp!
Her birinin desteklediğim özellikleri de var! Yok desem yalan olur ama şöyle %10 üzerinde değil hiç biri!
Parti meselesi değil bu onu anlayın!
Birini desteklemek zorunda değilsiniz!
Oyunu vatandaşlık için kullan ona lafım yok ve istediğine ver! Fakat sonuçlarında senden neler gidecek onları da hesapla düşün!
Yani sadece düşün!
Öncelikle halkın menfaatini düşün! Her söylenene körü körüne inanma yoksa eğitimli bir köpekten ne farkın kalır senin!
Allah sana düşünesin, özgür iradenle hareket edebilesin diye beyin vermiş! Biraz o kafanın içindeki iki buçuk kiloluk jele kan yolla bakalım neler olacak!
Ben siyasetin temiz olanını severim, şöyle milletvekilleri Norveç'teki gibi olsun mesela asgari maaşın yarısı kadar maaş alsınlar!
Amerika'da ki mahkeme jurileri gibi olsunlar mesela, bir birlerini tanımadan ülkenin her yerinden kararlar alabilen halkın içinden olan mesleği, dini, ırkı, cinsiyeti farketmeksizin halkın seçtiği insanlar olsunlar.
Türkiye'nin demokrasisi her zaman şaibeli! Her zaman yoz! Her zaman çalmaya çırpmaya yönelik ve halkı da buna yönelten! 'Benim memurum işini bilir!' diyen bir cumhurbaşkanı vardı zamanında! Ülke yönetimi böyle olmamalı!
Aslında uzun zamandır düşündüğüm bir şey ama bir yorumu okurken kesin karar verdiğim bir düşünce, Türk insanının tamamı koyun! Büyük ihtimalle ben dahil! Kızmayın nedenini söyleyeyim, biz hep bir insanı takip etmeye programlıyız ve algımızda bunun dışına bir türlü özgürce çıkamıyor.
İnsanlar körü körüne bir adamı destekliyor ve gerisini hiç düşünmüyor...
'Niye onu destekliyorsun?'
- Dinimizi koruyor!
-Maaşlarımıza zam yaptı!
-Erzak desteği var!
-Her kış kömür yardımında bulunuyor!
.
.
.
Şimdi soruyorum bunları babasının parasıyla mı yapıyor?
Senden aldıklarıyla yapıyor be güzel vatandaş, vergi oranlarından hiç haberin var mı?
Elektriğe ödediğin paranın yarısı vergi!
Benzinin %70i vergi!
Asgari maaş hala açlık sınırının yarısı!
Şimdi başka bir parti gelse sana aynı iyilikleri yapacak. Çünkü senin paranı sana veriyor! Öyleyse niye ailesinin hiç bir mal varlığı yok iken milyarlarca dolarlık servete sahip olan! Oğlunu askere yollamayan!
Ve sadece ona gelir sağlayan insanların katlanarak devlet eliyle zengin olmasını sağlayan adamı destekliyorsun?
Başka adam mı var? Veya niye bunları söylüyorsun hangi partidensin?
Sormalarının nedeni ise mutlaka birini takip ediyor birini destekliyor olmam gerektiği düşüncesi! Arkadaş ben seni destekliyorum, onu destekliyorum, kendimi destekliyorum ama benim oyumla servetine servet katacak ve benim üzerimden bana kafa tutacak, yattığı yerden anca karnını doyuracak adamları desteklemem!
Arkadaş partili falan değilim ben! 53 tane parti var, padişah fermanı gibi oy pusulası var aç aç bitmiyor!
Niye birini seçeyim? Hiç biri benim görüşümü desteklemiyor!
Hepsi benim için çöp!
Her birinin desteklediğim özellikleri de var! Yok desem yalan olur ama şöyle %10 üzerinde değil hiç biri!
Parti meselesi değil bu onu anlayın!
Birini desteklemek zorunda değilsiniz!
Oyunu vatandaşlık için kullan ona lafım yok ve istediğine ver! Fakat sonuçlarında senden neler gidecek onları da hesapla düşün!
Yani sadece düşün!
Öncelikle halkın menfaatini düşün! Her söylenene körü körüne inanma yoksa eğitimli bir köpekten ne farkın kalır senin!
Allah sana düşünesin, özgür iradenle hareket edebilesin diye beyin vermiş! Biraz o kafanın içindeki iki buçuk kiloluk jele kan yolla bakalım neler olacak!
15 Haziran 2013 Cumartesi
Epic
Bir dünya hayal edin!
İçinde salyangoz boyunda adamlar var! Çiçeklerin en güzelinden bir kraliçe, yaprakların en keskininden askerler ve böceklerin en kötüsünden düşmanlar...
Doğanın içindeki her şey bizim bildiğimiz gibi görünmeyebilir.
Peki ya bir anda kendinizi bu büyük dünyanın içinde küçük bir insan olarak bulursanız ne yapabilirsiniz?
Ve elinize bırakılan dünyanın kurtuluşunun anahtarıysa?
Aksiyon, aşk, aile ve bizi insanlığa bağlayan bağlar... Bin yaprak bir beden!
İzlemeniz gereken hoş bir animasyon Epic(Doğal Kahramanlar)
İçinde salyangoz boyunda adamlar var! Çiçeklerin en güzelinden bir kraliçe, yaprakların en keskininden askerler ve böceklerin en kötüsünden düşmanlar...
Doğanın içindeki her şey bizim bildiğimiz gibi görünmeyebilir.
Peki ya bir anda kendinizi bu büyük dünyanın içinde küçük bir insan olarak bulursanız ne yapabilirsiniz?
Ve elinize bırakılan dünyanın kurtuluşunun anahtarıysa?
Aksiyon, aşk, aile ve bizi insanlığa bağlayan bağlar... Bin yaprak bir beden!
İzlemeniz gereken hoş bir animasyon Epic(Doğal Kahramanlar)
Posterdeki kız güzel değil mi ^.^
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












