7 Mart 2016 Pazartesi

Boş

Artık buralara uğramaz oldum sanki, bayadır yazmıyorum. Aslında yazdığım yerler var ama hiç biri burası gibi değil, ara ara yazdıklarınızı okuyorum tabiki! Fakat yorum yapamadım hep yollarda telefondan falan ki artık sizlerde pek yazmaz oldunuz.


Yine üzerime büyük bir sıkkınlık, bıkkınlık çöktü bugünlerde galiba havaların güzelleşmesi ve derslerinde hiç durmadan devam etmesi bunda büyük etken. Artık okumaktan sıkıldım ve hiç bir şey öğrenmiyormuş gibi hissediyorum. Hep böyle hissetmişimdir okullarda sadece kocaman bir zaman kaybı!!!


Artık kendi yaşamımı kazanmak istediğim aşikar ama ülkemizde de o gerçekten zor bir iş aynı anda bir çok şey yapabileceğin ortam ve şans o kadar az ki!


Sanırım bunalmaktan başka bir şey yapmayacağım sınavlar yaklaşana kadar. Oyunlar ve dünyalar tatlısı kız arkadaşım olmasa hayat daha bir çekilmez hal alır...


Neyse bu kadar yeter şimdi okul için yola çıkma vakti :/

13 Ocak 2016 Çarşamba

Yaşayan ölüler

Akla hemen zombi filmleri geliyor belki 'yaşayan ölüler' dediğimizde fakat aslında ülkemizde yaşayan insanların hepsinin zombiden bir farkı yok maalesef... Çocukları bundan hariç tutuyorum kesinlikle işte onlar aslında yaşamaya çalışan ender canlılardan zombilerin arasında.

Çocukluk yıllarımı hatırladım Tübitak'tan reddedilip, NASA tarafından çağrılan kızın haberini okuduğumda. Eskiden bende katılmıştım o proje yarışmalarına ve karşımda anlattığımı hiç anlamayan ama kafa sallayan bıyıklı amcalar vardı sürüsüyle, sonra onlar giderdi ve ben bir hafta boyunca bir daha hiç kimseye yaptığımı anlatmak zorunda bile kalmamıştım arkadaşlardan başka çünkü ilgilenen olmazdı. Hala öyleymiş anladığım kadarıyla

Sonra çok idealist oldum, ben bu ülkede bilimi geliştireceğim ülkeyi ileri bir ülke yapacağım bunun için Fizik okuyacağım deyip, bir sürü bölümü kazanabilecekken yüksek puanlı bir fizik bölümüne girdim. İdealistliğim inatla devam etti fakat en sonunda hocaların egolarına boyun eğdim. Köreldim orada! O sürekli yeni bir şeyler düşünen, pratik fikirler bulan çocuk gitti ve her şeyden vazgeçti...

Sonra ülkede mühendisin adı var bari prestijim olsun mahallelinin gözünde diyerek okul değiştirip.  Mühendis olacağım inşallah bu yıl ama ne öğrendin diye bir şey sorarsanız, pek bir şey yok çünkü stajlarda bile gördüğüm elin adamı hazır vermiş, her şeyi hazırlamış bunlar doğru olsun demiş ve gitmiş evinden para kazanıyor... Bizim insanımızda, tamam deyip kurulu düzeni geliştirmeye hiç yönelmiyor. Salla başı al maaşı taktiği sadece memuriyette değil ülkenin her yerinde.



Sömürülen vatandaşların hepsi halinden memnun, hani her gün sizi ziyarete gelip totonuzu parmaklıcaz deseler buyrun deriz artık. Çünkü ölmüşüz zaten mezarımıza toprak atmamışlar,bizde ortalıkta geziniyoruz.

Eskiden sorgular ve geliştirmek için bir şeyler bulur onları üstlerime söylerdim. Yani çalışma arkadaşlarımdaki o durumu da görünce üzüldüm bende böyleydim şimdi ise gülüyorum hiç olmayacak fikirlerine diye ki hepsi birbirinden güzel, birbirinden mantıklı ama yapılmayacağını bilmenin verdiği boş vermişlik var ya işte o bizi öldüren.

Fark ediyorum ki aslında para bizi öldüren!!! Lidyalılar da bu topraklarda parayı icat ettikten sonra öldüler mi acaba... Neyse tek bildiğim hiç bir şeyin umrumda bile olmadığı sadece yaşamak için yapmam gerekenleri minimum enerji ile yapmaya çalışıyorum artık o kadar, işte bu acı gerçek kadar daha büyük bir acı gerçek yok.

Ölmüşüzde gömenimiz yok a dostlar...

31 Aralık 2015 Perşembe

Yıl dönümü

Yıllar yılları kovalıyor, zamanın nasıl akıp geçtiği hakkında hiç bir fikrim yok artık. Çocukluk yıllarımızda hiç bir şeyden bir haber büyüyorduk, artık 20lerin sonlarındayım ve zamanın akıp gitmesini pek istemiyorum. Yaşanacak bir çok güzel his, görülecek muhteşem yerler var. Ah keşke diğer gezegenleri de görebilsek...

Hala lise yıllarında merdivenden inerken onu görüşümü hatırlıyorum. Nasıl beğenmiştim onu! Sonrasında konuşmaya, görüşmeye başladık, zor zamanlar atlattık ve bugün beraberliğimizin 1. yılı!!
Ne nasıl olur o kadar süredir tanışıyorsun ne bir yılı diyenler vardır eminim ama öyle hatta bu bir yılın yarısında ben başka ülkelerdeydim.

Onunla ilgili tüm hikayeler, onunla geçirdiğim zamanlar, anılar ve ona baktığımda içimde duyduğum aşk hepsi aklımda, hala onu her gördüğümde içim kıpır kıpır oluyor. Onu evine bıraktığımda evime varmadan özlüyorum... Oysaki bir mahalle var oturduğumuz yerler arasında ama özlem böyle bir şey sanırım. Sevmek böyle bir şey galiba!


Uzun ve mutlu bir ömürde nice nice yıllara birlikte biricik sevdiceğim <3



Nice mutlu yıllar herkese!!!!

18 Aralık 2015 Cuma

Aşk

Uzun zamandır aşığım, ama öyle deliler gibi değil aklı başında aşığım! Aşk zaten öyle olduğunda güzel ve anlamlıymış. Yeri geldiğinde deli gibi, yeri geldiğinde en mantıklı şekilde seviyorsun çünkü.

Kah üzüldüm, kah sevindim...
Ömrüme ömür kattığım anlarım oldu, nice canlar verdiğim saniyeler dolmak bilmedi..
Yüreğimde hep bir merak, hep bir sevinç oldu.
Evrenin en güzel çiçeğidir o benim.
En tehlikeli çukurudur da o aslında
Sevmek öyle bir şeydir ki!
Özlemektir kısa ayrılıkta,
Unutamamaktır uzun mesafelerde!
Hiç aklından çıkmayandır o
Çünkü hislerin en uç noktalarını hissetirendir sevdiğin
Sevinci büyük, acısı büyük, sevgisi büyük, paylaşımı büyük...
Tasvir etmeye doyamadığım manzaram
Koklamaya doyamadığım çiçeğim
Dokunmaya kıyamadığım ipeğim
Dilimden düşmeyen mutluluk şarkımdır o benim...


26 Ekim 2015 Pazartesi

Memnuniyetsizlik

Evet bu aralar memnuyetsizim!

Özellikle de kendimden ki hepsinden önce ülkemden. Anlamsız şekilde son zamanlarda bu hissiyatımda çok arttı! Tabi ki bütün hepsinin sebebi üzerimde biriken gerilim, stres ve korku.

Artık korkunun gücünü hissediyorum iliklerime kadar, çünkü yıllardır oku oku devam ettiğim okuma eylemi artık son bulmakta ve ölesiye son bulmasını istiyorum artık çünkü kendimi her şeye geç kalmış hissediyorum. Aslında hiç bir şeye geç kalınamayacağını bildiğim halde ama kim biliyor ki  yarın ne olacağımızı, işte o yüzden her geçen saniyeyi doyasıya geçirmeliyim bence hiç haz etmediğim şeylerle uğraşarak değil. Ve bana gereksiz bir şekilde öğretilen dersler başta geliyor.


Tabi ki üzerimde gerilimin zirvesi var çünkü artık banktrupt şeklince bütçem var. Yani bankalar bile günahlarını vermez ve bu beni her an geriyor. Nedeni de para o kadar kolay kazanılan bir şey değil eğer onun için çabalıyorsanız. Ama tanıdık, torpil, dayı, amca bişi varsa her iş ayağınıza gelir her şey yolunda gider. Ellerinizle işe girmek istiyorsanız ise milyon tane köstek çıkar ortaya ki ben daha mezun olmadan okul harçlığı çıkarmak, ara sıra eğlenmek için para kazanmak istiyorum. Lakin iş yok var ama yok nasıl oluyor anlamıyorum en uygun koşulları adamlara sunsam da geri dönen olmuyor. Ne arıyorsun yani?

Eh böyle sadece kendi işim olmayacak ve destek olarak çalışabileceğim bir iş bile bulamıyorsam...
Akıllara gelen haziranda mezun olunca ben ne bok yiyeceğim!!! O zamanda fellik fellik iş arayacağım anlaşılan ki tek sebebi bir tanıdığımın bir yerlerde olmaması olacak gibi duruyor çünkü diğerlerinden tek farkım o olacak.

Durumda böyle olunca! Ülkeden cacık olmaz diyorum. Çünkü bir yanda cebindeki parayı futursuzca harcayan insanlar diğer yanda karın tokluğuna çalışmayı bekleyen insanlar ve beceriksiz memurlarla tam donanımlı işsiz gençler. Seçim var da ondan da bişi olmaz. Çünkü bürokrasi sadece para ve tanıdık üzerine dönüyor ülkemde...

Neyse sıkkınım işte bu aralar, bakalım bir çaresi bulunur elbet...