11 Haziran 2013 Salı

Muhteşem Senaryo!

15. günün şafağı oldu ama Gandalf'tan haber yok!

Miğferdibi direnişi hala sürüyor!

Ork güçleri, Goblinlerle çeşitli şekillerde minik çatışmaların içine giriyor. Bütün orta dünya televizyondan, sadece özgürlüklerini isteyen Rohanlıları izlemek yerine Goblin ve Orc orta oyununu seyrediyor.

Çekirdekler, patlamış mısırlar hazır....
Kamera ve Motor...



İlginç bir senaryo değil mi?

On beş gündür süren direniş boyunca bir kaç beyinsizin çıkardığı haricinde taşkınlık olmasın, bugün sabahın köründe nereden çıktığı belli olmayan Anti-Polis-Tim diye kendini adlandıran bir kaç sorunlu polise molotof ve taş atsın!

Polis onların çevrelerinde sulu yer temizliği yapsın ama onlara dokunmasın!
Gaz bombaları birer ikişer ara sıra atılsın!
Koca polis ordusu yerine minik bir birlik Toma arkasında olanları izlesin!
Joplar, tüfekler, plastik mermiler yerinden kıpırdamasın!

Ve bütün Yerel Medya Öğeleri bunu canlı yayından versin!

Şimdi bir kaç soru;

Ey medya on dört gündür Türkiyenin her yerindeki barışçıl gösterileri niye canlı yayınlamadınız? Norveç, Amerikan ve İngiliz kanallarından izlettirdiniz bize.

Polis sadece oturan, yatan ve sohbet eden insanlara "orantılı güç" kullanırken! Niye molotof, taş, sopa atanlara hiç "güç" uygulamıyor. Neyin peşindesiniz?

Ey Taybülfüteleyn! Ülkenin yarısı sadece ve sadece senin bozuk ağzından, sinirleri germenden ve tanrı gibi davranmandan sıkıldı, bundan şikayetçi! Amacın nedir? Niye bariz gerçekleri görmeyip sağa sola kuduz köpekler gibi saldırıyorsun! Ülkeyi iç savaşa mı sürükleyeceksin? Kankan Kaddafi, Mübarek ve Esad gibi mi olmak istiyorsun? 

Niye 40 Haramiler gibi "Asmak, kesmek, kelle uçurmak!" diye bağırıyorsun! Sorunun ne?

Bak tek isteğimiz var! 

BİZE KULAK VER! DİNLE! FAZLA BİR ŞEY İSTEMİYORUZ! BİZİM ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE KARIŞMA YETER!


Son olarak Doktor Bu NE?



Son model Gaz maskesi ve belinde Silah!


Miting için yerleri temizleyen TOMA!


Sayı belli! Yorum yok...


Kıyafetlere bakın! Yelek, bot, eldiven, gaz maskesi, baret!
Çapulcu sürüsünde böyle tedarik olması mümkün mü?
Sanki kalkanda yazdığı gibi Asayiş gibi!


Adamlar işi ilerletmiş Polis Telsiziyle haberleşiyor! 
Bak şu çapulculara!

Bahçe ve Çiçekler

Yazlıktan;


Sardunya


Gaia


Adını hatırlamıyorum :( 


Beyaz Begonya


Bahçemizin en güzel Gülü!

,

Mor sarmaşık,  bakmaya doyamadığım güzellik!


Dedemin küpe çiçekleri


Pembe beyaz küpe(ilk gördüğümde çok garibime gitmişti)




Beyaz Küpe(Hala böyle bir şey olduğuna inanmıyorum)


Normal Küpe (İşte benim alışık olduğum türü :) )


İzmir'den


Yeni ektiğim kılıç çiçeği
(Çiçek açtığı zaman kokusu başınızı döndürür)
(Bir inanca göre ektiğiniz kılıç çiçeğinin boyu bir metreyi geçerse ev sahibi olursunuz! Bakalım olacak mıyım?)


Maviş 


Nar Çiçeği (Narda yapıyor ama 4-5 taneli ^.^ )


Atlas


Toprak ile uğraşmak, yeni çiçekler görmek, onları koklamak, güzel şeyleri kendin yetiştirmek ve onlara kendinden bir parça gibi özen göstermek.. 
Herkesin yapması gereken bir olay bence!

Geçen gün yola atılmış bir saksı gördüm, bir Orkide! Önce alsam mı emin olamadım, fakat sonra evimdeki diğer ikisinin yanına onuda koyarım diye aldım. Biraz bakım yapıp saksısını değiştirdikten sonra seneye kadar  o kanatları açık periye benzeyen çiçeklerinin ne renk olduğunu görmek için bekleyeceğim, umarım hayranlık uyandıracak bir güzelliktedir!

Her çiçek dalında güzeldir!
Sevgiler... :-)

5 Haziran 2013 Çarşamba

Çarşamba 5

5 Haziran çarşamba günü!
Başka bir ayın başka bir çarşambası benim için çok özel bir gündü! Hatta o gün de ayın beşiydi...

Hayatımızın ne kadar hızlı akıp geçtiğini ve zamanı durdurmak bir yana yavaşlatamadığımızın da farkına vardığım bir gündü bugün!

'Ne kadar kötü bir yıldızda doğmuşum ki, hep genç yaşamların gözlerimin önünde solup gittiğini görüyorum...' dedi bir anime kahramanı! Kötü tarafta olmasına rağmen içinde iyilik olan biri.



Hani hayatta olmaz dediğiniz şeyler vardır ya!
Çok büyük konuşursunuz!
İşte o ayın çarşambasında o konuştuğum bütün laflar boğazıma dizilmişti. Yok canım daha neler diye kendimi tutmaya çalışınca olacakların önüne hiç geçememiştim...

Bu arada Ross'un şu dönem yaşadığı olayları gerçekten tasvip etmiyorum!(Friends dizisinden bir karakter.)
Ve acı bir şekilde orada konuşulan durumların zaman zaman benim yaptığım şeyler olduğunu görmem.. O kadar trajikomik bir duruma çeviriyor ki işi! 'Ulan, ben dangozmuşum!' demekten alamıyorum kendimi.

Sürekli sızlanma, konuşma, anlaşılmamaya çalışma, kendini küçük görme ve özellikle kendine ait kötü şeyleri dışa vurma!

Eskiden bütün bunları; ben buyum yapabileceğim bir şey yok narsistliği içinde de yapmaya devam ederdim. Artık bilmiyorum... Geçmişi gözden geçirirken bazı şeyler çok daha net bir şekilde gözlemleniyor, fakat yakın geçmiş için bunu yapmak zor. Son bir yılımı bu konuda yani yaptığım dangozluklar hakkında pek iyi değerlendiremiyorum. Fakat çok güzel bir yıl geçirdiğimi biliyorum!

Özellikle bu yıl kendi aramızdaki tabirle bir kaç level atlamış ve baya experience kazanmış hissediyorum.



Umarım aynı şekilde ülkemiz ve onu yönetenler de son olaylardan sonra yeterli aydınlanmayı yaşamış olarak yaptıkları yanlış, baskıcı, kısıtlayıcı ve manipüle edici politikalarından vazgeçmeyi kararlaştırmışlardır. Her şeye rağmen ülkemin geleceğinin bir parça umut dolu olduğunu gördüm! Keşke bütün acılar hiç yaşanmasaydı ve ümitsizlik içine düşmeseydik. Ama artık tutunacak bir ışık, bir umut var! Yaşasın özgür ve yeşil Ülkem!



Son bir not! Hala vize zamanında yaşadığım talihsizliğin notlarıma yansıması beni iki tane büte girmeye zorladı. Fakat Teknik resimden 6x100 yaparaktan öğrencilik rekorumu kırmış bulunmaktayım darısı diğer bütün derslerimin başına...    ^.^
(Pff! Şimdi C sonrasında da fiziko ve mat çalışmam lazım yaaa!)

Unutmadan bütün herkesin Miraç Kandili mübarek olsun! Dualarınız ve dilekleriniz kabul olur umarım...
 Işığın parlaklığı üzerinizde olsun! Sevgiler...

4 Haziran 2013 Salı

Biz var 'Gezi'

İlk kez Türk halkının böyle birlik ve beraberlik gösterdiğini görüyor ve gurur duyuyorum. İçimdeki ' Bu ülke için hiç bir şey yapmaya değmez!' düşüncesini parçalamaya neredeyse yetecek bir güç ortaya çıktı olaylar sonrasında.

Demek istediğim tek şey özellikle iktidar ve  yandaşları adına; keşke olayları bu noktaya kadar getirmeseydiniz... Eskiden bir takım kesimlerin sizlere uyguladığını düşündüğünüz baskıyı şimdi ülkenin bir çoğuna uygulamaya başladınız. 'Dediğim dedik çaldığım düdük!' politikasıyla istediğinizi yapabileceğinizi düşünüyorsunuz belkide, fakat ortada farkına hala varamadığınız büyük bir yanlışınız var. Biz özgür insanlarız! Öyle dizgine vurulacak, köleleştirilecek, asimile edilecek bir halk değiliz!



Siz kendi bildiğiniz gibi yaşayın, bırakın bizde kendi bildiğimiz şekilde yaşayalım!

Ne giydiğimden sana ne? Ne giydiğinden bana ne?
Nerede nasıl davranmam gerektiğini ben zaten bilirim! Sen hiç bir güçle buna karışamazsın...
Etik ve adap kurallarını ben senden öğrenecek değilim! Zaten senin benim uçkurumdan daha önemli işlerin vardır devleti yönetmek gibi, biz seni o yüzden seçmedik mi?
Bir iş yapılıyorsa bırak onu yetkililer yani senin o işte uzman ekibin kontrol etsin! Sen padişah mısın her boka karışıyorsun?
Sen ülkeyi karıştırma, ayırma, bölme, refah ve huzur içinde, birlik ve beraberlik içinde yaşamamıza izin ver. Halk yeterince mutlu olursa oyların daha fazla artacaktır!

Sen bugün eylem yapanların seni devirmek gibi bir amaçları olduğunu düşünebilirsin! Korkma öyle bir amacımız yok ki zaten bugün seçim olsa yine sen kazanırsın merak etme, bu ülkede bu muhalefet partileri oldukça sırtın yere gelmez! Yeter ki bizim hürriyetimize karışma!

Önce anla!
Biz halkız!
Yeri geldiğinde ana, baba, çocuk,
Dayı, amca, teyze, yenge, yeğen, kuzen...
Hiç bir örgütün, partinin, devletin adamı değiliz!
Biz huzurlu, mutlu ve özgürce beraber yaşamak isteyen bir milletiz!

Ufak bir öneri şimdilik:
Taksim'i yayalaştırma projesini bitir! O böyleyi yeşillendir halka kazandır, sonra gezi parkındaki yeşillikle uğraş! Belki orada ki ağaçları yayalaşmış Taksim'de de kullanırsın. Herkes huzura ulaşır...



Yani biraz tatlı dil kulan! Tehditlere hiç bir zaman boyun eğmedik eğmeyiz de bunu o boş kafanın kenarında bir yere yaz!

Bu arada bugün açıklama yapan 'Devletin üzülme bakanı Arınç' senin ne olduğunu biliyoruz, lafı dolandırıcağına bizi tatmin edecek açıklamalar yapsaydın daha güzel olurdu!

Ahmet Hakan daha güzel bir şekilde ifade etmiş sanırım bir de ondan okuyunuz!



Bu arada limonla iyi gidiyor mübarek! 

1 Haziran 2013 Cumartesi

Destek 'Gezi'

Beş gündür Taksim Gezi parkında olan olayları televizyonlar ve sosyal ağlar vasıtasıyla izliyoruz. İlk üç günü az sorunlu ve daha sakin bir havada geçen eylem, dördüncü günün şafağında polis mensuplarının uyarıda bulunmaksızın gezi parkını işgal etmeleri, gazlamaları, çadırları yıkmaları ve insanları yaka paça parktan dışarı atılmasıyla farklı bir boyuta taşındı...

Sadece beton bir şehirde yaşayan insanların parklarını koruma  eyleminden ülke çapında bir başkaldırıya dönüşmeye başladı ve olaylara savaşa katılır gibi tam tedarikli katılan polis güçlerinin kullandığı orantısız davranışlar bir insanlık zulmüne ve zorbalığa dönüşmeye başladı.

Türk medyası her şeye gözünü, kulağını ve ağzını kapamış zevk yayınları yaparken yurtdışı kaynaklı yayınlardan kısıtlı bilgi ve görsel edinmeyi başardık. Twitter den yayılan aşırı fazla bilgi kirliliği insanları daha büyük bir gerilime sürükledi.

Olaylarda polis kesinlikle aşırı müdahalede bulunmuştur! İster emir kulu olsun ister kendi başına karar alıyor olsun yapılacak bir iş değil yaptıkları! Emirleri, bürokrasiyi işlerine gelince yavaşlatan bir polis teşkilatı göstericileri engellerken daha vicdanlı davranabilirdi! Atılan gaz bombalarının kovanlarının miktarından İstanbul'un bütün atmosferinin değiştirildiğini görebiliriz ki hiç durmadan bombalamaya devam ettiklerini Norveç televizyonundan naklen izledik ve o sadece bir sokağın görüntüsüydü! Doğru kullanmayı bilmeyen polislerin atış yaptığı gaz bombaları insanların kafalarını kırdı!

Panzerlerin ve TOMA'ların uyguladığı tazyikli su ise tamamen farklı boyutlara ulaştı. İnsanların kafalarına sıkılan sular geçici şuur kayıplarına neden olmuş, yaralananların miktarı ise kesin değil! Kullanılan plastik mermiler insanları engelli hale getirdi...

Yetkili ağızlardan gelen saçma sapan ve yetersiz açıklamalar ise olayların katlanarak büyümesine tuz-biber olmuştur.


Bugün İzmir'de ki durumu kendi gözlerimle görmek amacıyla toplantı yeri olan Gündoğdu Meydanına intikal ettim. Yolda çeşitli gruplarında gösterilerini gözlemledim ve hiç bir çıkıntılık, saldırganlık yoktu. Her grubun yanında bir motorize yunus ekibi göstericilere eşlik ediyor bir sorun çıkmıyordu.

Gündoğdu meydanı aynı şekilde toplanan binlerce insan çimlerin üzerinde, sokaklarda, meydanda sloganlar atıyor, içkilerini yudumluyor ve olayları bazen küfüre kaçan ama usturuplu bir dille kınıyorlardı. Ortalıkta sivil polislerden başka birlik göremedim. Hiç bir gazlı, coplu, çevik kuvvetli olay olmadı ve genel gezi yerim Hatay'a döndüğümde her şeyin olağan bir halde devam ettiğini gördüm.


Havanın kararmasıyla aldığım duyumlar ve şu anda duyduğum sesler olayların biraz daha kaba bir hal aldığını gösteriyor ve bundan üzüntü duyuyorum açıkçası, umarım göstericiler saygı sınırlarını aşmaz. Polis müdahalelerinde insanları haşat edecek boyutlarda güç kullanmazlar.

Olayların sonuç olarak nereye gideceğini tam olarak kestirmem mümkün olmasa da aklımda çok fazla soru var... Ümit ederim ki! Türk halkı için az zararlı ve hayırlı bir gelecek olur!


İşte bu gün benim gözümden görüntüler:


Teyze baya sinirliydi!


Bir grup ülkücü çöp arabasının üzerinde bayrak açtı!


Karşıyakalı taraftarlar meşale gösterisi yaparak gemiyle Alsancak limanına indiler.


İşte gün İzmir'in şenlik havasında eylem yaptığı gündür!


Gündoğdu Meydanında toplanan kalabalık, güneşin batmaya başlamasıyla beraber Basmane'ye yürüyüşe geçti...