Haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2014 Pazartesi

Bu haftasonu

Aslında pek bir şey olmadı. 

Ama garip ama güzel zamanlar geçirdiğim doğrudur.
 Mesela açık öğretim sınavından hemen sonra başladığım kısa yürüyüş 'Challenge Accepted!' nidasıyla eve yürüyüşe döndü. İzmir içinde üç ilçe değiştirerek eve vardım. Toplam 6 km miş sonradan yaptığım hesaba göre.



Pazar günü ise hiç bilmeden tahminen bindiğim otobüsün beni bıraktığı bilinmezlik ve o bilinmezliğin olduğu yerdeki onlarca meslek lisesi beni gerçekten şok etti. Hiçliğin ortasına okul kurmuşlar ve bu hiçlik İzmir'in en işlek semti Alsancak'ın 2 km yanında. 

Bu arada unutmadan İzmir Kitap Fuarı açıldı. Pazar günü sınav çıkışında gittim ve gezemedim diyebilirim çünkü çok kalabalık, kitap fuarından çok insan fuarına dönmüş biraz. Daha önceden aklımda olan kitapların fiyatlarına göz attım. Şans eseri indirimde olduğunu gördüğüm Sherlock Holmes ve Anna Karenina kitaplarını alınacaklar listeme ekledim ve fuar içinde geçen iki saat sonunda yorgunluktan ölmüş bir şekilde güruhla birlikte dışarı ulaştım. Hatta bütün her yeri onlarla beraber bile gezdim diyebilirim, itiş kakış çünkü ortalık.
Neyse perşembe veya cuma günü belirlenen kitapları alıp çıkacağım. Fazla indirim de göremedim zaten nasıl fuarsa...



Pazar gecesi sabahın ilk ışıklarına kadar teknik rapor ödevini tamamlamakla uğraştım ve yarım yamalak bir şekilde de olsa bugün teslim ettim, önümde hazırlanması gereken bir ton sunum ve raporları ise yapılmayı bekliyor.

Ah unutmadan! Derslerin çıkışında fakülte önünde en üst basamaktan başlayıp on merdiveni seke seke aşağıya kadar inip bir güzelde yerde sektim. Denemenizi tavsiye etmem ama eğlenceli olduğunu itiraf edeyim  :D



19 Ocak 2013 Cumartesi

Cumartesi

Başlığı yazarken aklıma FD geldi ve açtım Cumartesi şarkısını...

Güzel bir gündü, son haftalarda hep yaptığımız gibi Elfkızı ile sinemaya gittik. Yeni vizyona giren Celal şle Ceren'i izledik. Ve biraz atıştırdıktan sonra şöyle bir çevreyi dolaştık, Elfkızının kendine aldığı şiir kitaplarından Ümit Yaşar Oğuzcan'ı ben okumak için aldım, en azından benim hislerime tercüman olan anlatamadığım şeyleri anlatan bir şair. Açıkçası onu okurken keşke duygularımı bende bu kadar net bir şekilde anlatabilsem diye hayıflanıyorum. Çünkü ben kendi hareketlerimin kısıtlı ve bazende yapmacık gibi durduğunu düşünüyorum, diğer insanlar o kadar samimi ve sıcaklar ki kendi aralarında. Ben kendimi en sevdiğimin yanında bile soğuk nevale olarak görüyorum bu da beni düşündürüyor... Nasıl davranılacağını bilmiyorum daha, bu yüzden de olabildiğince uzağım insanlara. Çevremdeki duvarı bir türlü yıkamadım sanırım :(

Her neyse, nasıl düşünürsem düşüneyim benim için en eğlenceli, en güzel günler cumartesileri oluyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum( bence cumartesileri 36 saat falan olsun :P ) Hep cumartesi olsun veya :D

Bu arada merak edenler için Celal ile Ceren'den biraz bahsedeyim. Şahan Recep İvedik'ten sonra daha iyi bir iç çıkarmış sanki (hah oda iyiydi lafım yok o kadar izlendiğine göre iyi olmalı yani) fakat içindeki Recep hala yaşıyor bunu filmde de görebilirsiniz. Bir ilişkinin içinde ne kadar çok dış etken olduğunu çok net bir şekilde yansıtmış. Ah o arkadaş tayfası zaten her iki kişi içinde durumları çok farklı noktalara getiriyorlar. ( Gerçi şimdiye kadar arkadaşlarımı dinlemedim de ne oldu ) Ne olursa olsun insanlar sevdiklerinden bir türlü vargeçemezler, çünkü en uygun kişi o size sevgiyle bakan kişidir bence. Her şeye beraber göğüs gerebileceğiniz kişidir. Evlenme teklifi sahnesine bayıldım(Gerçi kafamdakiler biraz değişik biraz sıradan ama oda iyiydi)
Genel olarak izlenebilecek bir film, Bol bol kahkaha atacaksınız :)

Son olarak;
' Herkesin Ceren'i vardır benim Ceren'im de sensin!' diyor ya Celal, işte orada çok doğru söylüyor...