7 Ağustos 2015 Cuma

Aklın uçup gitmesi!

İnsanların genel hallerinden biridir tam bir şey yapacakken, yapacağı şeyi unutuverir veya söyleyeceği kelime dilinin ucuna gelir ve yok olur. Genellikle bu durumların en büyük sebebi kafamızın milyonlarca düşünceyle aynı anda uğraşmasıdır aslında. Beynimiz o kadar çok çalışma ihtiyacı duymaktadır ki aslında hiç düşünmediğinizi düşündüğünüz bir şey beyninizin içinde zihninizde sürekli tekrar işleme tabii tutuluyor.

Beynimizdeki tüm işlemler aslında atasözümüzde denildiği gibi 'Aklında kırk tilki dolaşır ama hiç birinin kuyruğu diğerine değmez' şekilde birbirleriyle hiç alakaları olmayan şekilde ama aynı yerde sürekli işlenirler. Fakat başta belirttiğim gibi olaylarda beynin içinden bir kısa devre olur ve aslında ön planda olan şey bir anda kısa süreli hafızamızdan silinir.

Tabiki benzer durumları etkileyen hastalıklar veya başka dış faktörlerde olabiliyor. Benim için en büyük etken sevgilim, nedenini hala keşfedebilmiş durumda değilim ama onun yanındayken tüm ilgimi o çekiyor, sanki duyargalarım dış dünyaya kapalı, o anda ve evrende sadece o varmış gibi! Durumun böyle olmasından çok memnunum açıkçası tabiki çoğu zaman çünkü yine tüm odak noktam onu düşünmek olduğundan bugün kafayı biraz çalıştıramayıp hep yürüdüğümüz yola saptık ve yürüyüşe devam ettik fakat çok büyük bir sorunumuz vardı yazın tam ortasında delicesine yağan yağmur. Sonuç ne oldu dersiniz sırılsıklam olmuş bir sıçandan hallice ikimizde... Ve benim aklıma yokuşun başında taksiye binmek aklıma bile gelmedi!!! Aklım nasıl öyle bir yok oldu hala çözemedim. Bu fikrin aklıma gelmesi ise onu eve bıraktıktan bir kaç dakika sonra soğuk yağmur damlalarının kafamdan aşağıya dökülmüş kaynar sular gibi gelmesiyle beraber oldu..



Neyse olan oldu ve umarım ikimizde hasta olmayız ama çok üzüldüm açıkçası. Sanırım onu çok fazla seviyorum ve onun yanında olmak tüm evreni kalbimde hissetmek gibi muazzam güzellikte! Bu da aklımın uçup gitmesine sebep oluyor. İnşallah bu hissiyatı hiç kaybetmeden aklımı da olması gereken yerde kafamın içinde tutabilirim.

Bu arada muhteşem bir gündü! İyi ki var! <3

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Yazmaca-Karalamaca

Merhaba millet, uzun zamandır yazmamışım. Aslında sizin yazılarınızı da siz yazdıkça okuyorum ama pek yazma havamda değilim sanırım uzun zamandır. Özellikle de Polonya'ya gittiğimden beri kitap okumam ve aklımda milyonlarca düşüncenin olması bunun en büyük yan etkisi oldu sanırım. 
Daha yeni yeni kendime geliyor ve düzenimi oturtmaya başladım. Tabi ki bir taraftan da yaz okulumun olması her şeyin tuzu biberi oldu. Haftaya finalleri var bakalım neler yapacağım. Kafa dağıtmak içinde oyun oynamak için can atıyorum ama oyun oynamakta artık zaman kaybı gibi geliyor çünkü artık para birikimi yapmak zorundayım. Her ne kadar böyle düşünsem de öğrenci olmak, çalışmıyor olmak ve her an ortaya çıkan harcamalar insanı düşündürüyor. Fakat yakın zamanda gelir elde edebileceğim ufak bir işe girip akmasa da damlatacağım umarım :) 

Bu arada gitmeden önce yapmayı planladığım site planım vardı ama kendimi web tasarımı üzerine pek geliştirebildiğimi söylemeyeceğim. Bu yüzdende kendimi geliştirene kadar blog üzerinden kendi yayın arşivimi oluşturmaya devam edeceğim. Üzerine pek durmamış olduğum http://ggbilgi.blogspot.com.tr/  sitesinden kendi meraklarımı, benim çözümünü merak ettiğim ve uzun aramalar sonunda elde ettiğim bilgileri yayınlayacağım. Hem bana birikim, hem elimin altında tuhaf bir ansiklopedi, hemde arayanlara bilgi kaynağı olsun istedim. İlerde de bütün arşivi kendi bireysel siteme taşımayı planlıyorum bakalım.

Artık daha sık yazmaya çalışacağım. 
Görüşürüz dostlar, iyi akşamlar :-)

22 Haziran 2015 Pazartesi

Dönüşe az kala!

Eh Erasmusun bitmesinin en güzel yanı ise özlediklerime kavuşmak olacak. Aileme, evime, kontese, arkadaşlarıma, İzmir'in körfez kokusuna ve en en önemlisi sevgilime kavuşmak olacak.


Hep özel kişiyle neler yapacağımı yazıp durmuşumdur bloğumda ve tam o özel kişiyi bulduğum günlerde uzak diyarlara yola çıktım. Sevdiğiniz, gönül bağladığınız, kalbinizi emanet ettiğiniz birinden böylesine uzun bir süre ayrı kalmak gerçekten zor. Neyse ki, artık özlem sona erecek! Ve sonunda hep hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirebileceğim onunla.

Gönlümün efendisini ilk gördüğüm anda ona kocaman sımsıkı sarılacağım büyük ihtimalle, hatta imkanı olsa göğsümden içeri sokabilirim o kadar özledim...



Doyasıya yemek yiyeceğiz, çünkü ben türk yemeklerini çok özledim. Hatta o bana yapacak bile bir kaç tanesini ^.^


Eh o kadar yedikten sonra biraz yediklerimizi eritmek, spor yapmak lazım değil mi?



Madem yaz gelmiş ve tatil var denize gitmeden olur mu?



El ele yürüyüşler yaparız birlikte,..



Güneşin batışını izleriz sahilden,



Dağlara çıkıp kamp yapacağız



Gökyüzündeki yıldızları izleyip, göktaşı yağmuruna yakalanıp dilekler dileyeceğiz onunla..



Favori filmlerim beraber izleyeceğim kurbanı bekliyordu :D



Bazen sadece sessizce yan yana oturacağız. Çünkü onun yanında olmak bile yetiyor mutluluğa!



Ve nice küçük sürprizlerle yaşlanacağız el ele, yan yana, sevgi, saygı ve güvenle!






Avrupa avrupa

Erasmus programının son haftasına artık girmiş bulunmaktayım. Tüm dersler tamamlandı, notlar alındı. Sadece gerekli bürokrasi işlemleri kaldı geriye, onları da bu hafta tamamlayacağım ve elveda Avrupa!




İçimde bir burukluk var, ülkeme dönüyorum diye değil aslında buraları bırakıyorum diye çünkü maalesef ki benim güzel ülkemde buradaki yaşam standartları yok. İnsanlar burada size insan gibi bakar ve ona göre muamele ederken, canım ülkemde herkes birbirine hayvan gibi bakıyor...

Polonya'dayım ve buranın insanlarında var olan rahatlığı hissedebiliyorsunuz, belki burada da her şey tıkırında gitmiyordur bilemiyorum tabi ki ama bunu kesinlikle hissetmiyorsunuz. Huzur var buralarda açıkçası! İzmir'de yaşıyor olmama rağmen orada bile böyle rahat olamıyorsunuz. Çünkü ben burada zifir karanlık bir sokakta bıçaklanacağım korkusu içime düşmüyor. Ama Türkiye'de gündüz gözüyle bok yoluna gidebileceğimi en minik kemiğime kadar hissediyorum.

Hayat koşuşturmasını burada görmüyorsunuz mesela, her şey o kadar dakik ve uyumlu ki görmeniz lazım. Otobüsteki tabelaya göre dakikasında otobüsünüz geliyor. Korna sesi yok sokaklarda, yaya yolunun kenarında yaya gören şoför yolunu verir ki siz yola bastığınız an trafik duruyor. Ülkemde olsa öküz herif kornaya basar, küfreder, arabasıyla seni ezer, sonra çıkıp birde döver. Ölürsün ama o elini kolunu sallayarak gezmeye devam eder ve öldüğüne kalırsın...


Kesin sende çok abartıyorsun diyebilirsiniz. Fakat bu minik şehir Lublin'de gördüklerimden sonra burada 50 ömür bile yaşarım dedim. Belki bazen sıkıntıdan patlarım çünkü Manisa kadar bir şehirden ve bir o kadarda tutucu bir şehirden bahsediyoruz kendi dinlerinde. Her gün haberlerde tecavüz taciz haberlerini okurken sevgili ülkemde ki! Elin gavur ülkesinde böyle bir şeye rastlamak meteot düşmesi kadar nadir ve onun kadar büyük bir olay duyduğum kadarıyla.

Peki hal böyle olunca siz ne yapardınız, duygusal ve milliyetçi olarak değilde bir insan olarak çocuklarınızın geleceğini düşünerek yorum yapın!




27 Mayıs 2015 Çarşamba

En Değerlim!

Uzun zamandır paylaşmak istediğim fakat nasıl başlayacağımı bilmediğim bir haberim var sizlere. İçimi kıpır kıpır eden bir urum aslında hislerimi anlatmaya kelimelerin yetmediği bir hal içindeyim, işte bu yüzden çok uzun sürdü galiba yazıya dökmek.

Aşığım! Hemde çok uzun süredir, neler çektim neler yaşadım neler neler hissettim bu aşkta. Ve artık mutluluğun en  zirve yaptığı yerdeyim. 3 gün sonra birlikte beş ayı dolduracağız onunla ve bunun çok uzun bir kısmı sadece özlemle geçti...

Erasmus programına gitmemin tek dezavantajı sevgilimden ayrı düşmem oldu. Fakat teknolojinin nimetleri bizim yardımımıza koştu. Zaten aramızda oluşan sevgi ve saygı bağı mesafelerden etkilenmeyecek kadar kuvvetli. Onu her gördüğüm de bunu fark ediyorum. Ve onun her şeye değeceğine inanıyorum.


Ah! Dalgınlığıma verin size ondan bahsetmeyi unuttum. Hep hikayeye 'Onu ilk gördüğümde!' diye başlıyorum.... Belki yeni gördüğümü ve yıldırım aşkı olduğunu düşüneceksiniz böyle dediğimde halbuki alakası yok. İlk defa lise günlerimde görmüştüm onu okulun merdivenlerinden inerken. Örgülü saçları, ışıl ışıl bakan mavi gözleri ve ömre bedel gülüşü. O gün çok hoşlanmıştım ondan hani bir bağ olur ya görünmez. O şey bağlamıştı bizi birbirimize şu an daha iyi anlıyorum. Aradan yıllar geçti üniversite yıllarında buluştuk bir iki kez o günlerden yağmurlu bir günde aşık oldum işte!! Hemde sırılsıklam ^.^


Aradan yıllar geçti yine ara ara buluştuk konuştuk, muhteşem zaman geçirdik beraber. Sonra bir gün geldi ki, yollarımız ayrıldı. Koskoca iki yıl boyunca göremedik, konuşamadık. Sıkıntılı ve üzücü günlerdi.. Ve hepsi bir anda çok geride kaldı.


Onu gördüğümde o hep filmlerde bahsedilen hissiyat vardır ya! Hani hiç tarif edemeyiz fakat hepimiz içimizde nasıl bir şey olduğunu biliriz. İşte tam öyle yüreğim atmaya başladı yeniden. Onunla vakit geçirmeyi ne kadar özlediğimi hatırladım. O gülüşünü, heyecanlı heyecanlı hikayeler anlatışını, en sevdiğim ise onun hayallerini dinlemekti hep onları yeniden duymak o kadar güzel gelmişti ki tarif edemem. Ta ilk günlerden beri onun hakkında düşündüğüm tek şey birinin hayalleri gerçekleşmeliyse bu dünyada onunkiler olmalı diye! Hala öyle düşünüyorum ve onun hayalleri o zamanlardan beri benim hayallerimle kaynaştı bir bütün  oldu. Ve hepsini gerçekleştirmek için elimden geleni yapacağım.


Şu an ona bakıyorum ve aklımdan geçen onun mutluluğunun benim mutluluğunun benim mutluluğum olduğu geliyor. Sizde öyle his etmişinizdir eminim. Birinin gözlerinin içine baktığınızda, zihninden geçenleri anlamak, dudaklarında gülümseme belirdiğinde ise dünyanın tüm dertlerinden arınmak. İşte Gülnihal'in bana hissettirdiği bu! Mutluluk, güven ve sevgi her anımızda, ah birde görseniz bir de muzip bir çocuk ruhu var hiç enerjisi tükenmeyen. Keşke sadece onun için sevseydim onu! Daha ne özellikleri var yazmakla bitiremeyeceğim sanırım...



Şu an tek sıkıntım var, onu kollarımın arasına alıp sarılamamak, o özgür saçlarının mis kokusunu ciğerlerime çekememek, narin ellerinden tutup çimlerin üzerinde koşup, ağarçların gölgesinden yürüyememek aslında yani ona olan derin özlemim. Gün geçtikçe büyüyen ve gün geçtikçe ona kavuşma ümidini ateşleyen zaman en büyük düşmanım ve en büyük dostum oluyor bu günlerde. 

Ve burada gezdiğim her yeri bir gün onunla beraber tekrar gezmeyi planladım bile şimdiden her adımına kadar aşkla, sevgiyle, özlemle! <3