19 Ocak 2015 Pazartesi

2 Yaşında

Ve blogum artık 2 yaşını geçmiş bulunmakta.
Aslında dün bu yazıyı yazacaktım ama daha üzerimi değiştirirken uyuya kalarak kendi çapımda da bir ilki yaşadım.

Yoğun geçen final haftası, iş ve  sosyal aktiviteler beni bitirdi dün sanırım. Fakat çok güzel dinlendim ve savaş alanına dönmüş oda mı da toparladım.(Her ne kadar istediğim gibi hiç toparlayamasamda)


Ah birde öyle güzel yazsam :D

Blog ta bu yoğunluktan nasibini aldı tabi kide! Sınavlar başladığından beri hiç yazı yazamaman bir yana sizlerin yazılarını okuma fırsatı bulamadım. Biraz sonra 2015 sonrası yazılmış yazıları bir okuyacağım :-)

20000 in üzerinde görüntüleme 2. yıl hedefimdi ve bunu başarmak beni için güzel hediye oldu diyebilirim. Yazılarımı okuyan herkese özellikle teşekkür ederim. Önümüzdeki yıl içinde 30000 gibi bir hedefim var ve  fazlasında gözüm yok daha samimi ve küçük bir ortamda kalması daha güzel bence.

Herkese teşekkürler nice mutlu yıllara hep beraber :-)

4 Ocak 2015 Pazar

Finaller

Bir çok üniversite öğrencisinin en korkulu günler başladı veya başlayacak. Benim ki ise yarından itibaren iki hafta boyunca sürecek ve biraz kanlı geçeceğe benziyor. Sağolsun vizelerimizi bir haftaya sıkıştıran, sabahın köründe sınav koyan hocalarımız bu sefer güzel bir sınav programı hazırlamış fakat vizelerin düşük olması finalleri daha bir önemli yaptı.


Tahminlerime göre iki bütünlemem olur ve bir dersi de seneye bırakma ihtimalim var. Bakalım neler olacak...

Tabi ki yukarıda yazdıklarımı okuyan harıl harıl ders çalışıyor zanneder. Yok öyle bişi ders çalışmaktan kaçmak için her şeyi yapıyorum diyebilirim. Evi komple temizledim mesela şimdi de yemek hazırlayacağım çünkü misafirimiz gelecek :-)

Şu hayatta tek toparlayamadığım yer kendi odam maalesef ki! O kadar çok ıncık cıncık eşya var ki toplasam bile dağınık görünüyor ama bende hiç bir şeyin öyle saklı kalmasını sevmiyorum, çünkü o pıtırcıkların hepsini beğendiğim için almışımdır. Ah birde yığınlarla kitap olması büyük sorun... Ama dünyanın en güzel sorunu diyebilirim.

Neyse çok konuştum şimdi her şeyden biraz yapmaya gidiyorum. Kendinize iyi davranın :-)

31 Aralık 2014 Çarşamba

Hediye

Hediye almak gerçekten çok zor bir iş!

Hediye alacağın kişiyi ne kadar tanırsan tanı, neyin onu daha çok sevindireceğinden pek emin olamazsın. Dün bir kaç kişiye hediye almak için dışarı çıktım ve aklımda herkese alacağım hediyelerde kesin olarak belliydi...




Zaten pek yüksek olmayan öğrenci bütçesiyle insanlara ne alabilirsin ki ufak tefek hediyeler. Fakat dükkanları gezerken gördüğüm bir çok şeyi almak ve hediye olarak vermek istedim, hani öyle çok pahalı şeyler değil ama verdiğim kişileri mutlu edecek eşyalar. En sonunda döndüm dolaştım hiç bir şey alamadan eve döndüm.

Hiç bir şey almadan eve döndüm demek yalan olur, eve bir hediye aldım. Belki de kendime, bir kahve makinesi! Gerçekten kullanımı ve pratikliği, yaptığı kahveler beni benden aldı!

Şu anda bir tek kardeşime alacağım hediye kesin, geri kalan hediyeler neler olur anlık karar verilecek sanırım. Bazen neden hediye almak istediğimi de sorgulamıyor değilim. Şimdiye kadar toplamda bana gelen hediyeler iki elin parmaklarıyla sayılacak kadardır ve yıl başı hediyesinin ise bunlardan üç tanesini yılbaşı hediyeleri oluşturmakta...

Sonra düşününce iyi ki hediye alıyorum ve alacağım. Çünkü bu kalabalık dünyada o kadar yalnızız ki minicik bir çöp bile hediye adı altında verilse mutlu oluyoruz ve bizi düşünen, değer veren birinin olduğunu anlıyoruz...



Noel Baba var mı bilmiyorum amma bu robotu insana çevirecek öpücüğü verecek kişinin beni bulması en büyük dileğim. ^.^
(Yeni Yılda dilek dilemesem kafam yarılırdı zaten, neyse şükür ki olmayacağını biliyorum benim dilekler hep aynı olmuş ve sonrasından neler neler olmuş ayrı bir kitap konusu :D )




Herkese mutlu, huzurlu, sağlık ve para dolu güzel bir yıl dilerim.
Sevdiklerinize sarılmayı unutmayın, çünkü bu beraber geçireceğiniz son yıl başı olabilir...

Happy New Year!!! ^.^

28 Aralık 2014 Pazar

Zaman Çarkı

Hayatıma yön veren ve dünyaya bakış açımı değiştiren kitap serisi denebilir. Hala bitiremedim açıkçası ve bitirmeye de korkuyorum...




Hayatımda bugüne kadar bir çok şey yaşadım, iyisiyle, kötüsüyle beni olduğum insan yapanlarda bu olayların bütünüydü. Her birinden bir ders çıkarttım ve bir çok olayda o derslerden hiç birini almamış gibi aynı yanlışları yapmaya devam ettim. Çünkü o yanlışlar benim en büyük doğrularım oldu! Hiç hayıflanmadım, gerçi çok sinirlendiğim zamanlar kendime sövdüğüm anlar çoktur. Ve bir o kadar da minik mutluluklarım var ki benim için onlar dünyaya bedel olmuştur...

Serinin içinde bu yaşadığım duyguların hepsi var aslında. Olay düzenine bakınca dünyanın düzeniyle o kadar çok benziyor ki! Karakterler deseniz hepsinde kendimi bulmuşumdur aslında!
Rand'ın o iç konuşmaları aynı ben diyebilirim. Perrin'in Faile 'ye olan aşkı gibi bir aşk hayal etmişimdir hep, Mat'ın o pratik zekası en çok istediğim özelliktir.



Hepsinden de biraz kendimde görüyorum. Ve hikayenin asıl yapı taşı olan desen tıpkı bir kadar mantığı taşımasına rağmen tamamen farklı bir olay ve benim inanışımı bile değiştirdi diyebilirim. Işık diye bir din olsa ona inanırdım ki şu an düşünce yapım öyle.

Keşke biri beni bir maceraya götürse ve ona o kadar çok kapılsam ki o maceranın içinden hayatımın sonuna kadar çıkmasam, her bir günüm ayrı bir kitap konusu olsa ve çocuklarım anlattığım hikayeleri kitap haline getirse...






24 Aralık 2014 Çarşamba

Ders ve Çay

Ders çalışmam gerek ya!
İşime yaramayacak her şeyle uğraşıyorum... Odamın toplanamayacağını anlayan bilinçaltım bilgisayarın içindeki resimleri arşivlemeyi öğütlemeye başladı ama onuda yapmaya hiç halim yok.

Garfield gibi yarın yapabileceğim bir işi bugünden yapmamalıyım modunda takılıyorum.
Biraz çalışacağım ama ne zaman onu merak ediyorum şuan! Onun yerine müzik dinliyorum...



Bu arada yılbaşında ne yapsam kime ne hediye alsam gibi dertlerim var. Kendime ne alacağıma karar veremedim yani... Çanta mı yoksa hayranı olduğum kitabımı yada hayatımı başka boyuta taşıyan oyunu mu? Büyük bir kararsızlık sizin anlayacağınız...




2014 kapanırken bu topraklarda beni öpecek bir prenses olmadığına göre artık bu diyarları terk etme zamanım gelmiş... Şaka bir yana sonunda heyecanla beklediğim kabul mektubum geldi, vize işlemlerini de tamamladım mı bekle beni Polonya! ^.^


Az önce evi yakma tehlikesini de bertaraf ettiğimize göre çayımızı içebiliriz.
Çay varsa gerisi teferruattır!