14 Nisan 2013 Pazar

Mayın Tarlası


Mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıp da 

Herkes arkamdan bağırmış kimseyi duymamışım 
Savaş filmlerinde olurya yaralı yaralı devam etmişim 
Sonuna kadar aşk ya yanımdasın sanmışım 

Mayın tarlasında yürüyüp durmuşum aşk sanıp da 
Tel örgülerde durmamış bir delikten geçmişim 
Her şey bana dur demiş kulağım darbe almış duymamışım 
Sonuna kadar aşk ya sadece inanmışım


Koşmuş düşmüşüm kalkmışım 

Sevişmek sevmekten gelir inanmışım 
Elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki 
Bize birşey olmaz sanmışım 
Hep sanmışım 

Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da 
Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım 
Aşk filmlerinde olur ya işte öyle sevmişim sonunda 
Bedenim sağlam bulunmuş; yüreğim paramparça


İkarus

Hakkında hepimizin bildiği bir hikaye vardır ve araştırdığım kadarıyla birbirine benzeyen bir çok çeşit efsane de anlatılmakta İkarus hakkında. Ben ise okuduklarımdan oluşturduğum bir hikayeyi kısaca size aktaracağım...



Daedalus'un bir saray cariyesinden olma oğludur, İkarus. Daedalus büyük bir mucittir. Zekasıyla yaptıklarıyla kralları kendisine hayran bırakan biridir. Kendisi, zamanın Minos Kraliçesine Aşık olduğu boğayla beraber olabileceği bir alet tasarlar ve sonrasında doğan Minator'un konulacağı büyük labirenti tasarlayan kişidir. Bir zaman sonra Daedalus'un işleri kralın hoşuna gitmeyince Kral, Daedalus ve İkarus'u büyük labirentin içine hapsettirir.

 Mucit Daedalus hemen kendilerini kurtarabilecek bir şeyler yapmaya girişir. Bal mumu ve kuş tüyü karışımlarından iki çift kanat yapar. Önce kanatları kendisi dener ve oğluna uçma vakti geldiğinde, fazla alçaktan uçmamasını ve güneşe de fazla yaklaşmamasını kendisinin izlediği rotayı izlemesini tembihlemiştir.

Uçmaya başlayan İkarus, kendini uçmanın zevkinden alamayarak yükseldikçe yükselmiş. Sahip olduğu bu uçma kabiliyetiyle güneşe kadar ulaşabileceğine inanmaya başlamış yükselmeye devam etmiş. Bir süre sonra bal mumları erimeye başlayıp kanatlar üzerinden düşmeye başlamış. Kanatsız kalan İkarus Ege denizinde Samos adası yakınlarında denize çakılıp, boğulmuştur. der efsaneler!


Ateş

Önce şaşırırsın, ne olduğunu anlamazsın.
Sonra ağlarsın, ona ağlarsın...
Olaylara ağlarsın...
Düşünürsün!

Görürsün, neler olduğunu görürsün.
Sonra ağlarsın, kendine üzülürsün...
Yaşadıklarına üzülürsün...
Bilemezsin!

Sonra anlarsın, onların nedenini bilirsin.
Sonra ağlarsın, kahrolur bitersin...
Hayatına dönersin...
Yanarsın!



Kalbinde bir kor ateş, 
Zihninde güzel hatıralar,
Boğazında bir yumruk,
Aklında aynı düşünce, 
Rüyalarında anımsaması,
Hayallerinin yıkıntılarıyla beraber,
Yanarsın...

ast

12 Nisan 2013 Cuma

Ayna

Çocukluk zamanlarımın en sevdiğim grubu!
O günlerdeki arkadaşlarımla hep onlar gibi bir müzik grubu kurmayı düşünürdük. Hepsi Erhan olmak isterdi, ben ise Cemil. Onun tarzı, sempatikliği belki kelliği belkide sürekli taktığı değişik gözlükler etkilemişti beni ama ben onu hep daha fazla sevmişimdir.

Bugün nereden karşıma çıktı bilmiyorum, radyoda çalmaya başladı... Gittiğin Yağmurla Gel... En sevdiğim parçalarıdır. Ah o yağmurlar...








Yüreğimin kıyısına vurdun minicik bir darbe
Susmalıydım tutamadım kendimi
Bir canım var feda etsem sevdamı bilemezsin
Bir acım var anlatsam önünü göremezsin
Herkes unuttu gitti
Bende unuttum her şeyi
Bari bari sen unutma beni...