Ohhh bea!
Sonunda evdeyim, kendi çöplüğümdeyim. Evimizin içindeki yeraltındaki odamda ki kitap yığınlarının arasındayım. Yaz ayında bol bol gelmeme rağmen hala polonya ya gittiğim Şubat ayından beri hiç görmemiş gibi özlemişim. Çünkü burası benim ideallerim, hayallerim ve gerçekleştirmeyi hedeflediğim amaçlarımla dolu.
Yazın pek bir şey yapamadım. Zaten geç geldim Polonyadan eh birde üzerine yaz okulu onunda üzerine bahçe işleri derken her şey geciktirildi. Ertelendi, yapılamadı. Bakalım yeni dönemin farklı olacağını içimde hissediyorum, ki bundan sonra ki hiç bir yılın hayatımın üçte birinde geride bıraktıklarıma benzeyeceğini düşünmüyorum.
Uzun bir aradan sonra biricik sevgilime kavuşacağım yarın. İşte yazın son zamanların da en çok özlediğim o! Sevmek gerçekten garip, sevince insanın tüm duyuları o kişiye karşı iki kat hassasiyet kazanıyor sanırım. O kişinin minik jesti insanı mutluluktan havaya uçuruyor, onu özlemek hasretlerin en acısı oluyor, gülümsemesi içini ısıtıyor, hatası ise ölüme bedel oluyor ve insanı sürekli yaşama arzusuyla dolduruyor sevmek. Onunla geçirilecek bir an bile yetiyor bazen hiç yetmeyeceğini bilsen bile...
Özledim çok!
Bu arada to o listim çok kabarık! Nereden başlayacağımı bilmiyorum ama hepsine aynı anda başlamayacağımı biliyorum artık. Her şeyi bir programa oturtmak lazım! :)
Sağlıcakla kalın millet.
27 Eylül 2015 Pazar
7 Ağustos 2015 Cuma
Aklın uçup gitmesi!
İnsanların genel hallerinden biridir tam bir şey yapacakken, yapacağı şeyi unutuverir veya söyleyeceği kelime dilinin ucuna gelir ve yok olur. Genellikle bu durumların en büyük sebebi kafamızın milyonlarca düşünceyle aynı anda uğraşmasıdır aslında. Beynimiz o kadar çok çalışma ihtiyacı duymaktadır ki aslında hiç düşünmediğinizi düşündüğünüz bir şey beyninizin içinde zihninizde sürekli tekrar işleme tabii tutuluyor.
Beynimizdeki tüm işlemler aslında atasözümüzde denildiği gibi 'Aklında kırk tilki dolaşır ama hiç birinin kuyruğu diğerine değmez' şekilde birbirleriyle hiç alakaları olmayan şekilde ama aynı yerde sürekli işlenirler. Fakat başta belirttiğim gibi olaylarda beynin içinden bir kısa devre olur ve aslında ön planda olan şey bir anda kısa süreli hafızamızdan silinir.
Tabiki benzer durumları etkileyen hastalıklar veya başka dış faktörlerde olabiliyor. Benim için en büyük etken sevgilim, nedenini hala keşfedebilmiş durumda değilim ama onun yanındayken tüm ilgimi o çekiyor, sanki duyargalarım dış dünyaya kapalı, o anda ve evrende sadece o varmış gibi! Durumun böyle olmasından çok memnunum açıkçası tabiki çoğu zaman çünkü yine tüm odak noktam onu düşünmek olduğundan bugün kafayı biraz çalıştıramayıp hep yürüdüğümüz yola saptık ve yürüyüşe devam ettik fakat çok büyük bir sorunumuz vardı yazın tam ortasında delicesine yağan yağmur. Sonuç ne oldu dersiniz sırılsıklam olmuş bir sıçandan hallice ikimizde... Ve benim aklıma yokuşun başında taksiye binmek aklıma bile gelmedi!!! Aklım nasıl öyle bir yok oldu hala çözemedim. Bu fikrin aklıma gelmesi ise onu eve bıraktıktan bir kaç dakika sonra soğuk yağmur damlalarının kafamdan aşağıya dökülmüş kaynar sular gibi gelmesiyle beraber oldu..
Neyse olan oldu ve umarım ikimizde hasta olmayız ama çok üzüldüm açıkçası. Sanırım onu çok fazla seviyorum ve onun yanında olmak tüm evreni kalbimde hissetmek gibi muazzam güzellikte! Bu da aklımın uçup gitmesine sebep oluyor. İnşallah bu hissiyatı hiç kaybetmeden aklımı da olması gereken yerde kafamın içinde tutabilirim.
Bu arada muhteşem bir gündü! İyi ki var! <3
Beynimizdeki tüm işlemler aslında atasözümüzde denildiği gibi 'Aklında kırk tilki dolaşır ama hiç birinin kuyruğu diğerine değmez' şekilde birbirleriyle hiç alakaları olmayan şekilde ama aynı yerde sürekli işlenirler. Fakat başta belirttiğim gibi olaylarda beynin içinden bir kısa devre olur ve aslında ön planda olan şey bir anda kısa süreli hafızamızdan silinir.
Tabiki benzer durumları etkileyen hastalıklar veya başka dış faktörlerde olabiliyor. Benim için en büyük etken sevgilim, nedenini hala keşfedebilmiş durumda değilim ama onun yanındayken tüm ilgimi o çekiyor, sanki duyargalarım dış dünyaya kapalı, o anda ve evrende sadece o varmış gibi! Durumun böyle olmasından çok memnunum açıkçası tabiki çoğu zaman çünkü yine tüm odak noktam onu düşünmek olduğundan bugün kafayı biraz çalıştıramayıp hep yürüdüğümüz yola saptık ve yürüyüşe devam ettik fakat çok büyük bir sorunumuz vardı yazın tam ortasında delicesine yağan yağmur. Sonuç ne oldu dersiniz sırılsıklam olmuş bir sıçandan hallice ikimizde... Ve benim aklıma yokuşun başında taksiye binmek aklıma bile gelmedi!!! Aklım nasıl öyle bir yok oldu hala çözemedim. Bu fikrin aklıma gelmesi ise onu eve bıraktıktan bir kaç dakika sonra soğuk yağmur damlalarının kafamdan aşağıya dökülmüş kaynar sular gibi gelmesiyle beraber oldu..
Neyse olan oldu ve umarım ikimizde hasta olmayız ama çok üzüldüm açıkçası. Sanırım onu çok fazla seviyorum ve onun yanında olmak tüm evreni kalbimde hissetmek gibi muazzam güzellikte! Bu da aklımın uçup gitmesine sebep oluyor. İnşallah bu hissiyatı hiç kaybetmeden aklımı da olması gereken yerde kafamın içinde tutabilirim.
Bu arada muhteşem bir gündü! İyi ki var! <3
5 Ağustos 2015 Çarşamba
Yazmaca-Karalamaca
Merhaba millet, uzun zamandır yazmamışım. Aslında sizin yazılarınızı da siz yazdıkça okuyorum ama pek yazma havamda değilim sanırım uzun zamandır. Özellikle de Polonya'ya gittiğimden beri kitap okumam ve aklımda milyonlarca düşüncenin olması bunun en büyük yan etkisi oldu sanırım.
Daha yeni yeni kendime geliyor ve düzenimi oturtmaya başladım. Tabi ki bir taraftan da yaz okulumun olması her şeyin tuzu biberi oldu. Haftaya finalleri var bakalım neler yapacağım. Kafa dağıtmak içinde oyun oynamak için can atıyorum ama oyun oynamakta artık zaman kaybı gibi geliyor çünkü artık para birikimi yapmak zorundayım. Her ne kadar böyle düşünsem de öğrenci olmak, çalışmıyor olmak ve her an ortaya çıkan harcamalar insanı düşündürüyor. Fakat yakın zamanda gelir elde edebileceğim ufak bir işe girip akmasa da damlatacağım umarım :)
Bu arada gitmeden önce yapmayı planladığım site planım vardı ama kendimi web tasarımı üzerine pek geliştirebildiğimi söylemeyeceğim. Bu yüzdende kendimi geliştirene kadar blog üzerinden kendi yayın arşivimi oluşturmaya devam edeceğim. Üzerine pek durmamış olduğum http://ggbilgi.blogspot.com.tr/ sitesinden kendi meraklarımı, benim çözümünü merak ettiğim ve uzun aramalar sonunda elde ettiğim bilgileri yayınlayacağım. Hem bana birikim, hem elimin altında tuhaf bir ansiklopedi, hemde arayanlara bilgi kaynağı olsun istedim. İlerde de bütün arşivi kendi bireysel siteme taşımayı planlıyorum bakalım.
Artık daha sık yazmaya çalışacağım.
Görüşürüz dostlar, iyi akşamlar :-)
22 Haziran 2015 Pazartesi
Dönüşe az kala!
Eh Erasmusun bitmesinin en güzel yanı ise özlediklerime kavuşmak olacak. Aileme, evime, kontese, arkadaşlarıma, İzmir'in körfez kokusuna ve en en önemlisi sevgilime kavuşmak olacak.
Hep özel kişiyle neler yapacağımı yazıp durmuşumdur bloğumda ve tam o özel kişiyi bulduğum günlerde uzak diyarlara yola çıktım. Sevdiğiniz, gönül bağladığınız, kalbinizi emanet ettiğiniz birinden böylesine uzun bir süre ayrı kalmak gerçekten zor. Neyse ki, artık özlem sona erecek! Ve sonunda hep hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirebileceğim onunla.
Gönlümün efendisini ilk gördüğüm anda ona kocaman sımsıkı sarılacağım büyük ihtimalle, hatta imkanı olsa göğsümden içeri sokabilirim o kadar özledim...
Doyasıya yemek yiyeceğiz, çünkü ben türk yemeklerini çok özledim. Hatta o bana yapacak bile bir kaç tanesini ^.^
Eh o kadar yedikten sonra biraz yediklerimizi eritmek, spor yapmak lazım değil mi?
Madem yaz gelmiş ve tatil var denize gitmeden olur mu?
El ele yürüyüşler yaparız birlikte,..
Güneşin batışını izleriz sahilden,
Dağlara çıkıp kamp yapacağız
Gökyüzündeki yıldızları izleyip, göktaşı yağmuruna yakalanıp dilekler dileyeceğiz onunla..
Favori filmlerim beraber izleyeceğim kurbanı bekliyordu :D
Bazen sadece sessizce yan yana oturacağız. Çünkü onun yanında olmak bile yetiyor mutluluğa!
Ve nice küçük sürprizlerle yaşlanacağız el ele, yan yana, sevgi, saygı ve güvenle!
Hep özel kişiyle neler yapacağımı yazıp durmuşumdur bloğumda ve tam o özel kişiyi bulduğum günlerde uzak diyarlara yola çıktım. Sevdiğiniz, gönül bağladığınız, kalbinizi emanet ettiğiniz birinden böylesine uzun bir süre ayrı kalmak gerçekten zor. Neyse ki, artık özlem sona erecek! Ve sonunda hep hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirebileceğim onunla.
Gönlümün efendisini ilk gördüğüm anda ona kocaman sımsıkı sarılacağım büyük ihtimalle, hatta imkanı olsa göğsümden içeri sokabilirim o kadar özledim...
Doyasıya yemek yiyeceğiz, çünkü ben türk yemeklerini çok özledim. Hatta o bana yapacak bile bir kaç tanesini ^.^
Eh o kadar yedikten sonra biraz yediklerimizi eritmek, spor yapmak lazım değil mi?
Madem yaz gelmiş ve tatil var denize gitmeden olur mu?
El ele yürüyüşler yaparız birlikte,..
Güneşin batışını izleriz sahilden,
Dağlara çıkıp kamp yapacağız
Gökyüzündeki yıldızları izleyip, göktaşı yağmuruna yakalanıp dilekler dileyeceğiz onunla..
Favori filmlerim beraber izleyeceğim kurbanı bekliyordu :D
Bazen sadece sessizce yan yana oturacağız. Çünkü onun yanında olmak bile yetiyor mutluluğa!
Ve nice küçük sürprizlerle yaşlanacağız el ele, yan yana, sevgi, saygı ve güvenle!
Avrupa avrupa
Erasmus programının son haftasına artık girmiş bulunmaktayım. Tüm dersler tamamlandı, notlar alındı. Sadece gerekli bürokrasi işlemleri kaldı geriye, onları da bu hafta tamamlayacağım ve elveda Avrupa!
İçimde bir burukluk var, ülkeme dönüyorum diye değil aslında buraları bırakıyorum diye çünkü maalesef ki benim güzel ülkemde buradaki yaşam standartları yok. İnsanlar burada size insan gibi bakar ve ona göre muamele ederken, canım ülkemde herkes birbirine hayvan gibi bakıyor...
Polonya'dayım ve buranın insanlarında var olan rahatlığı hissedebiliyorsunuz, belki burada da her şey tıkırında gitmiyordur bilemiyorum tabi ki ama bunu kesinlikle hissetmiyorsunuz. Huzur var buralarda açıkçası! İzmir'de yaşıyor olmama rağmen orada bile böyle rahat olamıyorsunuz. Çünkü ben burada zifir karanlık bir sokakta bıçaklanacağım korkusu içime düşmüyor. Ama Türkiye'de gündüz gözüyle bok yoluna gidebileceğimi en minik kemiğime kadar hissediyorum.
Hayat koşuşturmasını burada görmüyorsunuz mesela, her şey o kadar dakik ve uyumlu ki görmeniz lazım. Otobüsteki tabelaya göre dakikasında otobüsünüz geliyor. Korna sesi yok sokaklarda, yaya yolunun kenarında yaya gören şoför yolunu verir ki siz yola bastığınız an trafik duruyor. Ülkemde olsa öküz herif kornaya basar, küfreder, arabasıyla seni ezer, sonra çıkıp birde döver. Ölürsün ama o elini kolunu sallayarak gezmeye devam eder ve öldüğüne kalırsın...
Kesin sende çok abartıyorsun diyebilirsiniz. Fakat bu minik şehir Lublin'de gördüklerimden sonra burada 50 ömür bile yaşarım dedim. Belki bazen sıkıntıdan patlarım çünkü Manisa kadar bir şehirden ve bir o kadarda tutucu bir şehirden bahsediyoruz kendi dinlerinde. Her gün haberlerde tecavüz taciz haberlerini okurken sevgili ülkemde ki! Elin gavur ülkesinde böyle bir şeye rastlamak meteot düşmesi kadar nadir ve onun kadar büyük bir olay duyduğum kadarıyla.
Peki hal böyle olunca siz ne yapardınız, duygusal ve milliyetçi olarak değilde bir insan olarak çocuklarınızın geleceğini düşünerek yorum yapın!
İçimde bir burukluk var, ülkeme dönüyorum diye değil aslında buraları bırakıyorum diye çünkü maalesef ki benim güzel ülkemde buradaki yaşam standartları yok. İnsanlar burada size insan gibi bakar ve ona göre muamele ederken, canım ülkemde herkes birbirine hayvan gibi bakıyor...
Polonya'dayım ve buranın insanlarında var olan rahatlığı hissedebiliyorsunuz, belki burada da her şey tıkırında gitmiyordur bilemiyorum tabi ki ama bunu kesinlikle hissetmiyorsunuz. Huzur var buralarda açıkçası! İzmir'de yaşıyor olmama rağmen orada bile böyle rahat olamıyorsunuz. Çünkü ben burada zifir karanlık bir sokakta bıçaklanacağım korkusu içime düşmüyor. Ama Türkiye'de gündüz gözüyle bok yoluna gidebileceğimi en minik kemiğime kadar hissediyorum.
Hayat koşuşturmasını burada görmüyorsunuz mesela, her şey o kadar dakik ve uyumlu ki görmeniz lazım. Otobüsteki tabelaya göre dakikasında otobüsünüz geliyor. Korna sesi yok sokaklarda, yaya yolunun kenarında yaya gören şoför yolunu verir ki siz yola bastığınız an trafik duruyor. Ülkemde olsa öküz herif kornaya basar, küfreder, arabasıyla seni ezer, sonra çıkıp birde döver. Ölürsün ama o elini kolunu sallayarak gezmeye devam eder ve öldüğüne kalırsın...
Kesin sende çok abartıyorsun diyebilirsiniz. Fakat bu minik şehir Lublin'de gördüklerimden sonra burada 50 ömür bile yaşarım dedim. Belki bazen sıkıntıdan patlarım çünkü Manisa kadar bir şehirden ve bir o kadarda tutucu bir şehirden bahsediyoruz kendi dinlerinde. Her gün haberlerde tecavüz taciz haberlerini okurken sevgili ülkemde ki! Elin gavur ülkesinde böyle bir şeye rastlamak meteot düşmesi kadar nadir ve onun kadar büyük bir olay duyduğum kadarıyla.
Peki hal böyle olunca siz ne yapardınız, duygusal ve milliyetçi olarak değilde bir insan olarak çocuklarınızın geleceğini düşünerek yorum yapın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














