Fütursuz bir şekilde canım istiyor bu aralar ama aynı filmlerde ki gibi şöyle karemsi kutularda elimde yiyebileceğim cinsten bir çin yemeğine özlem duyuyorum açıkçası. Nereden çıktı bu sevda onuda tam olarak bilmiyorum sanırım izlediğim filmlerin içindeki yoğun çin yemeği trafiğinden...
Yaz boyunca sıklıkla kore rameni yaptık, poşetlerde ve kutularda satılanlardan yemeye bizimkileri zor da olsa alıştırdım. Çünkü bir paket yedikten sonra bir daha acıkmıyorlar :D Fırsatınız olursa hepsinden birer kere denemenizi tavsiye ederim. Bazılarını beğenmezsiniz belki ama her birinin tadı kesinlikle farklı.
Hiç unutmuyorum daha lisenin ilk yıllarında doğum günüme gelen bir tarihti, kısıtlı zamandaki tatilimde Turgutreis'e götürmüştü bizi Joan bir daha o kadar eğlenceli bir tatilim de olmadı sanırım Jetski, muz, otel, çeşit çeşit her diyardan yemekler. Orada gittiğimiz çin restoranında sundukları pekin ördeği ve çin böreklerinin tadını unutamıyorum. Bir daha öyle güzel bir yemeğe gitme şansım olmadı.
En kısa zamanda İzmir bünyesinde bulunan bütün Çin- Japon ve Uzakdoğu yemekleri yapan noktalara uğrayacağım sanırım :-)
26 Eylül 2013 Perşembe
23 Eylül 2013 Pazartesi
Kanalizasyon
Yarın okulların başlayacağının sıkıntısı ve uzun bir tatilden sonra sıkı bir çalışma saatine girmenin verdiği zihinsel bıkkınlık yüzünden kendimi evden dışarıya attım. Attım ama benim kış sonunda bıraktığım İzmir ile yazın sonunda gördüğüm İzmir aynı şehir değil...
Parçalı bulutlu hava ortalığı bir karartıyor bir aydınlatıyor, hafifçe esen meltem güneşin son kalan yakıcı sıcaklığını üzerinden alıp götürüyor insanın, lakin sahil şeridine geldiğin an bir koku burnunun yerinden kopmasını hatta yere düşemeden toz haline gelmesini sağlıyor. Kesif bir gaz kokusu bütün sahil yolunu kaplamış bir halde. Küçüklüğümden İzmir hatıram canlandı direk o kokuyu anladığımda ve aklımdan "İzmir'e mi geldik?" sorusu canlandı. Ben daha bacaksız bir velet iken İzmir dışında oturuyorduk ve özellikle tatillerde bayramlarda geleceğimiz zaman gece otobüse biner sabahın ilk ışıklarında şehre giriş yapardık Bornova üzerinden, ben uyanırdım yukarıdaki soruyu sorardım -İzmir'e mi geldik? Annemde; Evet oğlum yat sen daha var deyim uyutmaya çalışırdı. Ama uyku tutar mı o leş kokuda, sanki bütün şehir leşten, dışkıdan yapılma!
Rahmetli Ahmet Piriştina sağolsun şehri o kokudan kurtardı lakin aynı şekilde devam ettirmeye ömrü yetmedi ve yerine gelen Aziz Bey tamamen İzmirin en önemli varlığı denizi umursamayarak kaderine bıraktı. Körfez yeniden o eski kesif kokuyu şehrin içine yaymaya başladı.
Sahilde yürümek Alsancak'a gelene kadar tam bir işkenceydi, kanalizasyonda yürümek gibi... Yol boyunca gördüklerim ise farklı bir işkenceydi, o meşhur kültür şehri gitmiş onun yerine kültürler arası meydan muhaberesinin kalıntıları kalmış gibi, Karataş'tan Konak'a kadar alışık olduğumuz balıkçı amcalar, Konak'ta pikniğe gelinmiş gibi çimlerin üzerine alabildiğine yayılmış Türkiye'nin her yerinden insan ve ÇÖPLERİ! İnsan başına bir torba çöp düşüyordur heralde ayrıca buna yerlerdeki çiğdem, çekirdek kabukları dahil değil!
Biraz ilerde donlarla 1cm derinliği görünmeyen suya giren çocuklar, Cumhuriyet Meydanını geçtikten sonra sosyetenin renkli simaları(daha doğrusu hepsi rengarenk ama sosyeteyle alakası yok). Nezih balık restoranları ve Alsancak tam bir New York ama atomik boyutta. En azından filmlerden gördüğüm kadarıyla benzetmem o. Her yerden her çeşit insan var ve tuhaf kaotik bir uyum var. Buralar daha temiz gibi görünse de çöpler yine yerlerde kenarlarda.
Alsancak daha çok hoş ve güzel parfümeri gibi koksa da arada esen rüzgar ben buradayım diyerekten kötü kokuyu ciğerlerimize ulaştırmaya devam etti...
Parçalı bulutlu hava ortalığı bir karartıyor bir aydınlatıyor, hafifçe esen meltem güneşin son kalan yakıcı sıcaklığını üzerinden alıp götürüyor insanın, lakin sahil şeridine geldiğin an bir koku burnunun yerinden kopmasını hatta yere düşemeden toz haline gelmesini sağlıyor. Kesif bir gaz kokusu bütün sahil yolunu kaplamış bir halde. Küçüklüğümden İzmir hatıram canlandı direk o kokuyu anladığımda ve aklımdan "İzmir'e mi geldik?" sorusu canlandı. Ben daha bacaksız bir velet iken İzmir dışında oturuyorduk ve özellikle tatillerde bayramlarda geleceğimiz zaman gece otobüse biner sabahın ilk ışıklarında şehre giriş yapardık Bornova üzerinden, ben uyanırdım yukarıdaki soruyu sorardım -İzmir'e mi geldik? Annemde; Evet oğlum yat sen daha var deyim uyutmaya çalışırdı. Ama uyku tutar mı o leş kokuda, sanki bütün şehir leşten, dışkıdan yapılma!
Rahmetli Ahmet Piriştina sağolsun şehri o kokudan kurtardı lakin aynı şekilde devam ettirmeye ömrü yetmedi ve yerine gelen Aziz Bey tamamen İzmirin en önemli varlığı denizi umursamayarak kaderine bıraktı. Körfez yeniden o eski kesif kokuyu şehrin içine yaymaya başladı.
Sahilde yürümek Alsancak'a gelene kadar tam bir işkenceydi, kanalizasyonda yürümek gibi... Yol boyunca gördüklerim ise farklı bir işkenceydi, o meşhur kültür şehri gitmiş onun yerine kültürler arası meydan muhaberesinin kalıntıları kalmış gibi, Karataş'tan Konak'a kadar alışık olduğumuz balıkçı amcalar, Konak'ta pikniğe gelinmiş gibi çimlerin üzerine alabildiğine yayılmış Türkiye'nin her yerinden insan ve ÇÖPLERİ! İnsan başına bir torba çöp düşüyordur heralde ayrıca buna yerlerdeki çiğdem, çekirdek kabukları dahil değil!
Biraz ilerde donlarla 1cm derinliği görünmeyen suya giren çocuklar, Cumhuriyet Meydanını geçtikten sonra sosyetenin renkli simaları(daha doğrusu hepsi rengarenk ama sosyeteyle alakası yok). Nezih balık restoranları ve Alsancak tam bir New York ama atomik boyutta. En azından filmlerden gördüğüm kadarıyla benzetmem o. Her yerden her çeşit insan var ve tuhaf kaotik bir uyum var. Buralar daha temiz gibi görünse de çöpler yine yerlerde kenarlarda.
Alsancak daha çok hoş ve güzel parfümeri gibi koksa da arada esen rüzgar ben buradayım diyerekten kötü kokuyu ciğerlerimize ulaştırmaya devam etti...
18 Eylül 2013 Çarşamba
Pokemon
Çocukluğumun efsane çizgi filmi!
Ev ahalisinden sürekli para toplardım bakkala gidip bir cips daha almak için, tabi ki amaç cips yemek değil taso koleksiyonuna taso eklemek :D
Sonra bir gün tam en güzel yerinde yayından kaldırıldığını öğrendiğimde üzüntüden kahrolmuştum, hatta bir iki kilo bile vermiştim(cips yemeyi bırakmıştım :) ) Tam Chalizard Ash'i dinlemeye karar vermiş ve yayından kalksın olacak olay mı? Yıllar sonra Portakal Liginin tamamını izleme şansım oldu ve güzedi fakat yeni pokemonlar eklenmeye başlayınca soğudum izlemekten. Bıraktım...
Geçenlerde artık boş oturmaktan patlama noktasına geldiğim bir anda yeniden başladım izlemeye en baştan, o kadar çok özlemişim ki! Bir anda yarısına kadar gelmişim hiç farketmeden. Peki neden kendi pokemonum olmasın dedim ve tablet için GameBoy Advance emulatörünü, red fire oyununu indirip başladım oynamaya eh çizgi filmdeki gibi pokemonlarla arkadaş olamıyoruz ama o macerayı yaşamanın eğlencesinin yerini hiç bir şey tutamıyor. Hatta beş yaşındaki çocuklar gibi yemek saatlerini ve yapmam gereken işleri bile ertelediğim oldu son üç gündür. Sonuç olarak Misty'nin dövüş salonuna geldim ve bir türlü onu yenmeyi başaramadım ama bir pikacu yakalar yakalamaz onuda alt edeceğimden eminim ;)
Hadi bakalım size iyi geceler ben yine oyunuma döneyim :D
Ev ahalisinden sürekli para toplardım bakkala gidip bir cips daha almak için, tabi ki amaç cips yemek değil taso koleksiyonuna taso eklemek :D
Sonra bir gün tam en güzel yerinde yayından kaldırıldığını öğrendiğimde üzüntüden kahrolmuştum, hatta bir iki kilo bile vermiştim(cips yemeyi bırakmıştım :) ) Tam Chalizard Ash'i dinlemeye karar vermiş ve yayından kalksın olacak olay mı? Yıllar sonra Portakal Liginin tamamını izleme şansım oldu ve güzedi fakat yeni pokemonlar eklenmeye başlayınca soğudum izlemekten. Bıraktım...
Geçenlerde artık boş oturmaktan patlama noktasına geldiğim bir anda yeniden başladım izlemeye en baştan, o kadar çok özlemişim ki! Bir anda yarısına kadar gelmişim hiç farketmeden. Peki neden kendi pokemonum olmasın dedim ve tablet için GameBoy Advance emulatörünü, red fire oyununu indirip başladım oynamaya eh çizgi filmdeki gibi pokemonlarla arkadaş olamıyoruz ama o macerayı yaşamanın eğlencesinin yerini hiç bir şey tutamıyor. Hatta beş yaşındaki çocuklar gibi yemek saatlerini ve yapmam gereken işleri bile ertelediğim oldu son üç gündür. Sonuç olarak Misty'nin dövüş salonuna geldim ve bir türlü onu yenmeyi başaramadım ama bir pikacu yakalar yakalamaz onuda alt edeceğimden eminim ;)
Hadi bakalım size iyi geceler ben yine oyunuma döneyim :D
Hep bir Chalizardım olsun istemişimdir :D
Şu tatlılığa bakın ^.^ (Mew)
14 Eylül 2013 Cumartesi
Tatil
Uzun bir tatilin sonuna gelmiş bulunmaktayız, yayında ve yapımda emeği geçen bütün herkese şimdiden teşekkürler... :-)
Şöyle bir düşünürsek 2012 haziranından beri tatil yaptığımı rahatlıkla söyleyebilirim. O yaz bitip kışa girerken yeni okulumda, yepyeni bir vizyonla geleceğe adım atmıştım ve muaf olduğum derslerin ders programının neredeyse tamamını kaplamasıyla büyün bir yılım boş geçti yani ilimsel bilgi olarak onun yerine aynı tarihler de aşk hayatımda hiç olmadığı kadar iyi bir yere geldi. Liseden beri beğendiğim kızla beraberdim ve rüya gibi bir okul yılıydı. Her rüyanın bir sonu olduğu gibi bende uykumdan uyandırıldım, yılın sonlarına doğru Bitti Rüya.
Üzüldüm, hatta bir bocaladım. Fakat daha önceden bildiğim bir şey vardı ve hazırlıklıydım. Verilmiş bir kararı değiştirmek Tanrı'ya meydan okumaktır. Tanrı hayatımızda ne kadar yer tutuyor pek bir fikrim yok ama verilmiş bir karar vardı ve kendime yapılmasını isteyeceğim gibi ona saygı duydum. Boynumu eğdim, yapmasaydım ne olurdu? Her şey daha kötüye giderdi tabi ki! Çünkü ben o filmlerde ki, dizilerde ki kolundan tutup gitme diyecek biri değilim. Ben daha çok Spock gibiyim, yarı insan yarı vulcanlı ve mantığın da en az duygular kadar önemli olduğunu düşünüyorum. O zamanlar böyle düşünmüyordum açıkçası, beni arkadaşlarım engelledi. Doğru mu yaptılar yanlış mı o bir muamma? Ve gelecekte neler olacak o ise tam bir bilinmezlik....
Araya ise neredeyse tam dört aylık bir yaz tatili girdi, çoğunlukla yalnızdım ve ya ailemleydim. Ve kesinlikle geçirdiğim en güzel yaz tatillerinden biriydi, ama her tatil gibi buna da doyum olmadı. Daha bitireceğim bilgisayar oyunları, okunacak kitaplar, yazılacak hikayeler ve çizilecek resimler kaldı. Hepsini yıl içince yapabilirmiyim bilmiyorum bakalım neler olacak ;-)
Bu tatilin en güzel yanlarından biri ise yurt dışının tadını aldım. Artık beni kimse bu ülkede tutamaz! Dışarıda daha doğrusu üç deniz mili uzaklıktaki ada da çobanlık yaparım burada bakanlık yapmam fark o kadar bariz ve net!
Daha yazılacak ne kaldı ki..... Hımmm..... evet yazın en güzel yanlarından biri ise hiç tanımadığım insanlarla sohbet ettim ve onları hala tanımıyorum :D nasıl mı derseniz; laf lafı açar, eğlenir gülersiniz ve güneş batmaktadır saate bakar ve koşarak plajdan ayrılırsınız. İsim sormak aklınıza bile gelmemiştir çünkü hiç tanımadığınız biriyle bebekliğinizden beri tanışıyorsunuzdur :) Tatilin en eğlenceli kısmı buydu bence iki-üç kez bu şansı yakaladım ama herkesle aynı güzellikte sohbet etmeyi isterdim ^.^
Bu yazıyı okuma şansları olur mu dersiniz ?
Pek sanmam ama okusunlar ve beni bulsunlar isterdim :)
Veeeee..... Tatil bitti!
Yaz öncesinden kalan bir kaç yarım işin olduğunu odamın içindeki yığınların yerini değiştirirken farkettim onları hallettikten sonra yeni eğitim yılına hazır olmaya çalışacağım ama tatilden sonra o kadar zor geliyor ki anlatamam.
Hadi bakalım sağlıcakla kalın.... :)
7 Eylül 2013 Cumartesi
Eksik bir şey
Yazı yazmayalı amma uzun zaman olmuş. İlk defa telefonumdan yazmayı deniyorum ve sosis parmaklarıma bu minik şeyler küçük gelse de bu işi başaracak gibiyim. Öncelikle söylemeliyim ki bir hatam olursa affola! Çünkü önerileri kafasına göre yerleştiriyor mübarek :).
son zamanlarda bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. Sanki bir işi yapmayı unutmuş, en yakın dostun doğum gününü unutmuş evlilik yıl dönümünü unutmuş yada hayati bir meseleyi hatırlamıyor gibi. Nedenini bulamadım bir türlü ama beni gereğinden fazla rahatsız ediyor.
Aklıma gelen tek şey ise tatilin artık bitiyor olması ve bir on gün sonra yeniden internet alemine dahil olacağım. Heh, gerçi pek bir paylaşım yaptığım yoktu zaten fakat geri dönmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Belki de o eksiklik hissi buralara duyduğum ozlemdendir
ne dersiniz?
iyi akşamlar sağlıcakla kalın :-)
son zamanlarda bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. Sanki bir işi yapmayı unutmuş, en yakın dostun doğum gününü unutmuş evlilik yıl dönümünü unutmuş yada hayati bir meseleyi hatırlamıyor gibi. Nedenini bulamadım bir türlü ama beni gereğinden fazla rahatsız ediyor.
Aklıma gelen tek şey ise tatilin artık bitiyor olması ve bir on gün sonra yeniden internet alemine dahil olacağım. Heh, gerçi pek bir paylaşım yaptığım yoktu zaten fakat geri dönmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Belki de o eksiklik hissi buralara duyduğum ozlemdendir
ne dersiniz?
iyi akşamlar sağlıcakla kalın :-)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




.jpg)



