17 Ağustos 2013 Cumartesi

17.08.1999



O zamanlar 11 yaşındayım, sabahın bir körü İzmir'e doğru yola çıkmıştık.

Radyoda ' Havasına suyuna, taşına toprağına, bin can feda bir tek dostuna!' Memleketim şarkısı çalıyordu!

Şarkının bitmesiyle beraber, program sunucusu 'Depremde can kayıplarının daha fazla artmasından endişe ediliyor, arama kurtarma çalışmaları devam ediyor' demişti.

Sırada ki şarkı, Sen gelmez oldun...
Şarkının ortalarına gelene kadar bizimkiler radyo kanalını değiştirmiş nerede deprem olduğunu öğrenmeye çalışıyorlardı, bizden kilometrelerce uzakta Gölcük'te kent yerle bir olmuş! Fakat bütün Türkiye'de büyük bir hüzün ve acı hissediliyordu. Günlerce haberlerde kurtarılan her bir kişinin mutluluğunu, cansız bedeni bulunan herkesin yasını hep birlikte tuttuk.

Depremde hayatını kaybetmiş olan herkese Allahtan rahmet, yakınlarına ise baş sağlığı diliyorum...

Deprem her an herhangi bir yerde başımıza gelebilecek doğal bir olaydır, fakat depreme karşı dayanıklı yerleşim yerleri yapmak bizim elimizde!

Jurassic Park

Memleketten iki günlüğüne İzmir'e gelir gelmez soluğu sinemada aldık! Zaten dönme sebebimin %60'ı filme gitmekti!



Jurassic Park!
Çocukluğumun en muhteşem filmi!


Milliyet gazetesinin bir zamanlar vermiş olduğu bütün Dinazor dergileri elimde, oyuncaklarının hepsinden birer tane ağlaya zırlaya aldırmıştım hep ve 3d görselleri mavi-kırmızı kağıt gözlükler! İşte benim çocukluğum ve en büyük hayalim Arkeolog olmak...


Filmin yeniden sinemaya geleceğini duyduğum ilk günden beri heyecan içindeydim, hiç sinema salonunda izleme zevkini yaşamamıştım ve üstüne bu film 3D olarak karşımdaydı. İzlemeden durmam imkansız!

Aslına bakarsanız biraz nostaljiden farklı değil, yapılan düzenlemeler filmin bazı sahnelerinde açıkça belli oluyor ama parkın atmosferine katılmış olan derinlik yadsınamaz bir şekilde belli oluyor. Hiç izlemeyen genç nesilden veya benim gibi sinemada izleme fırsatını bulamamış şansızlardansanız hemen gidip izleyin derim.

İşte fragman:



 İşte eşsiz filmin müziği:



Umarım 4.film yoldadır ^.^

1 Ağustos 2013 Perşembe

Öyle bir şeyler...

Kısa bir süreliğine İzmir'e geri döndüm.
İnternetten her ne kadar uzak kalmak zor olsa da! Tatil boyunca internetimin olmamasından da memnunum.
Aslında büyük bir bağımlılık olduğunu keşfettim bu uzak kaldığım süre zarfında, çünkü internetsizlikle önce mücadele etmeniz gerekiyor tıpkı bir uyuşturucu bağımlısının tedavi edilmesi gibi arzu gün geçtikçe artıyor artıyor...
Ve bir anda sonlanıyor!

Bir daha öyle bir şey hayatında olmasa da olur, hatta çok iyi olur ruhuna giriyorsunuz.
Ruhunuzun derinliklerini de o zaman keşfetmeye başlıyorsunuz, her zaman orada olan ama görmeye hiç fırsat bulamadığımız arzularınızın farkına varıyorsunuz.

Eski düşlerim hayallerim yeniden canlandı. Bu uzun sürede neymişim nerelere gelmişim, özellikle yaşadığım duygusal çalkantıların beni nasıl yıpratmış olduğunun daha iyi farkına vardım diyebilirim sanırım.

'Hiç bir şey göründüğü gibi değildir!'  Aile sözüm oldu artık, Taht Oyunlarına bu ara iyi sardım. :)

Bleach hala son sürat devam ediyor ve her yeni bölümde oluşan atmosfer insana bir şeyler katmaya devam ediyor. Japon animelerinin insanın kişiliğini geliştirebilecek bir zenginliğe sahip olduklarını söylemem yanlış olmayacaktır sanırım.


Yazılacak hiç bir şey yokmuş gibi hissetmeme rağmen zihnimin içi o kadar çok anlatılacak olayla dolu ki ne yapacağımı şaşırıyorum. Şimdilik dolu fincanı mini andaçıma döküyorum ve tatil bitince oradan bazı yaşanmışları veya düşünülmüşleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım bakalım neler olacak!


Bu arada aklınızdan hiç çıkarmamanız bir cümle;

'Carpe Diem!'  -Dead Poets Society

Kendinize iyi davranın! Işık her daim üzerinizde parlasın...



14 Temmuz 2013 Pazar

Sakız Gezisi!

Aldığımızdan beri pasaportlarımızı kullanmak için bir fırsatımız olmamıştı. Sonunda o fırsat karşımıza çıktı ve Sakız Adasına arkamızdan atlı kovalarcasına bir seyahate çıktık, kötü mü oldu tabi ki hayır! :D

Ben Çeşme'liyimdir. Küçüklüğümden beri dedemin evinden karşı taraftaki şehrin ışıklarını seyreder dururdum. İlk hatırladığım minik bir yere toplanmış ışıklardı, ama şimdi bakarsanız adanın neredeyse her tarafı ışık dolu.
Hep bana anlamsız gelirdi, 'yüzerek gidebileceğimiz, bir el atımı uzaklıktaki kocaman ada niye bizim değil!'


İyi ki de bizim değil! Adaya giderseniz durumu çok iyi bir şekilde anlarsınız tahminimce...
Neyse şimdi yolculuğa en baştan başlayalım!

Öncelikle yeşil pasaportu olanlara vize gereksinimi yok!
Biletinizi Ertürk veya Ege Birlik firmalarının birinden alıyorsunuz ve sabah 8.30 gibi gümrükte hazır oluyorsunuz. Önceden yurtdışı çıkış pulunuzu alırsanız sabah sıra beklemeden işleminizi yapar, freeshoptan dönüşte neler alacağınızı kararlaştırırsınız!

Gemi yolculuğu yaklaşık 45 dk sürüyor. Yol boyunca denizin durumuna göre balıkları, çöpleri ve yatları izleyebilirsiniz. Mümkünde dışarıda ve orta tarafta bir koltuk kaparsanız güneşten korunabilirsiniz!

Sakıza vardığınızda sağ taraftan herkesin koşturduğu yere doğru gidin ve giriş işlemlerinizi yapın. Beklediğimden daha çabuk bir şekilde kendimizi ada da gezerken bulduk. Ve ilk işimiz kalacağımız Diana Hotel'e yönelmek oldu. Deniz kıyısının iki sokak arkasında iki yıldızlı bir otel. Çalışanların güler yüzlülüğü ve iletişim çabaları ise kayda değer. Fakat ingilizce bilmiyorsanız biraz zorlanmanız muhtemel.

Yerleştikten sonra, Güney ada turu için Kanaris Tur'un bürosunun önüne geldik. Rehberimiz Mustafa bey sakızın Türk damatlarından biriymiş, bize bütün ada hakkında bol bol bilgi verdi ve gezideki herkesle çok güzel bir şekilde ilgilendiğini söyleyebilirim.

İlk durağımız seramik köyü olarak adlandırılan bir yer, burada sakız ağaçlarını görüyoruz, biraz inceliyor, şanslıysak bir iki sakız parçası yoluyoruz ;) Burada göreceğiniz dolap süslerinin benzerlerini çarşıda göremedim haberiniz olsun.

Yolda gördüğünüz minik yapılar dikkatinizi çekebilir, onların hepsi ufak kiliseler veya anıtlar yol üzerinde yaşanmış kazada ölenler anısına yapılıyorlarmış, yaşayanlara uyarı, ölenlere ise anı olarak...

Sonraki durak Kale Köy olan Mesta. Tam bir şaheser yapılışı ve düzeniyle! Özellikle de yazın en sıcak zamanı bile köyün içerisi serin, sokakların ortasından giden su yolunun taşlarının dizilişi köyün merkezi bulunabilsin diye ok işaretiymiş gibi yapılmış. Özellikle şehrin kilisesi içindeki tarihi eserlere hayranlıkla bakacağınızdan eminim. Köyün meydanında durduğunuzda oradaki sakızlı dondurmadan yemeden dönmemelisizin. O tadı başka bir yerde bulmanız zor...

İkinci durak Pirgi kasabası, işte burası binaların farklı dış süslemeleriyle dikkat çekiyor ve her bir binanın deseni diğerinden farklı.


Buradan da rehberimiz bizi yemek yiyebileceğimiz Emperosa götürüyor, oradaki üç restorandan hangisine gideceğinizi bilmiyorum ama ahtapot, kalamar ve Greek salata denemeden bir yere kıpırdamamanızı öneririm, kesinlikle yediklerinizin yanına sürahide getirilen ev şaraplarını eklemeyi unutmayın!

Ve Xios a dönüş...

Akşam yemeği için megas limnias ta Angira(Çapa) diye bir yeri önermişti rehberimiz, oraya yollandık. Taksi ile ulaşabileceğiniz bu restorandaki yemekler anlatılmaz yenir!  Mekanın sahibi Yorgo biraz Türkçe, biraz İngilizce bizimle çok iyi bir şekilde ilgilendi, güler yüzlülüğü ve samimiyeti ise paha biçilmez 20 yıllık dostum gibi iyi karşıladı bizi. Burada özellikle ıspanak köftesi, kuzu pirzola, kalamar, kızarmış peynir ve adını bilmediğim sarımsaklı patatesli bir et yemeğini denemenizi tavsiye ederim.
Restorana girer girmez bizi karşılayan başka biride taksilerin teftiş şefiydi, özellikle taksiciler fazla para almamaları için nereden geldiğimizi ve ne kadar ücret ödediğimizi sordu. Adanın her yerinde denetim böyle mi bilmiyorum ama uygulamayı beğendiğimi söyleye bilirim.

Akşam hayatının çok aktif olduğunu söyleyebilirim merkezde ve eğlenceler sabaha kadar sürüyor.

İkinci gün ise kahvaltıdan sonra gezi güzergahımız şehrin içiydi, ilk önce çarşıyı bir güzel tavaf ettikten sonra alışverişimizi yaptık ve aldıklarımızı aldığımız yerlerde bıraktık, gemiye bineceğimiz vakit almak üzere. Ve ilk olarak şehrin müzelerini bir dolaştık, sonra kalenin içini ve sahil kıyısındaki değirmenlerin yanına gittik. Biraz dinlenip frapplerimizi içtikten sonra pılımızı pırtımızı toplayıp gemimize yollandık.




Alışveriş kısmının en güzel kısmı adaya yerleşen bir Türk gelinin işlettiği dükkana girmemiz oldu. Gül hanım bize en iyi şekilde yardımcı olarak alacaklarımızı tedarik etmemizi sağladı, Özellikle önerdiği mandalina receli güzeldi ve minik poşetlerde sattığı sakız başka bir yerde kolayca bulamayacağınız kadar temiz. Aldıklarımızı yardımcısı Adonis gümrüğe arabayla gemi kalkış saatinde getiriyor. Diğer siparişleri almak içinde Gül hanımın önerdiği bir yerden alışveriş yaptık kopanista, kurutulmuş balık ve geleneksel yunan peynirinden biraz yüklendikten sonra adadan çıkış işlemlerimizi yapıp dönüşe geçtik.

Öncelikle merak edilenler genellikle fiyatlar, özellikle euronun yükselmesi işleri biraz zorlaştırıyor, ben fiyatları aksini yanında belirtmedikçe euro cinsinden yazıyorum. Haberiniz olsun!

Gemi bileti: 16-21
Yurtdışı Pulu: 15 tl
Tur: 20
Oda: 60
Yaklaşık öğle yemeği: 74 (4 kişi)
Akşam yemeği: 77 (4 kişi)
Taksi: 8-9 (Restorana gidiş)
Frappe: 4
Hamburger Goodys : 4

Fıstık Reçeli: 2-2,5
Mandalina Reçeli: 3
Sakız Paketi: 2,5
Dolap süsü: 1,5
Likörleri ve Uzo ları denemenizi tavsiye ederim. Onların fiyatları genellikle üstlerinde yazılı oluyor.

Sıkıntısını en çok çekeceğiniz şey ise su olacaktır. Köylerde ki çeşmelerden rahatlıkla su içebilirsiniz tatları güzel. Fakat şehir içinde çeşme pek yok o yüzden şişe su almak zorundasınız 1,5 litrelik sular 1 euro.

Kiralık araba fiyatları ortalama: 35

Sormak istediğiniz bir şey olursa bildiğim kadarıyla bilgilendirmeye çalışırım.
Herkese iyi tatiller...


1 Temmuz 2013 Pazartesi

internetsizlik

Memlekette oldugum icin yeni yazilarimi yollayamiyorum net erisimim kisitli oldugu icin yorumlariniza da cevap atamadim kisa sureli baglanabildigim internete uzun sureli baglandigim ilk seferde yazilarinizi okuyacagim ve yorumlarinizi cevaplayacagim . Sakiz adasi ile ilgili yazim ve tatil ile ilgili yazilar yayinlanmayi bekliyor... takip ettiginiz icin tesekkurler iyi tatiller herkese :-)