25 Mart 2013 Pazartesi

Adam gibi Adam!


Erkekler için hazırlanmış bir listenin ismini gördükten sonra aklımda canlanan ilk şey yukarıdaki oldu :D

Evet Adam gibi Adam olmak için yapabilmemiz gereken 20 şey bunlarmış;

Erkek olmanın size sağladığı avantajları dibine kadar kullanın. Ne de olsa en doğal hakkınız.

1-Ateşin başında oturun 

Ateşin gücü ilkel çağlardan beri erkekleri etkiliyor. İster kamp isterse de mangal ateşi olsun, bir sopayla ateşi karıştırarak canlı tutun. Daha fazla puan için odunları elinizle yerleştirin.

2-Başka birinin hakkını savunun


Toplantıda fikirleri aşağılanan ve kendini savunamayan birini savunmak için tartışmaya dahil olun. Hakarete uğrayan birini koruyun. Savunduğunuz kişinin gözünde kahraman olacaksınız. Diğerleri ise sizden çekinmeyi öğrenecek.

3-Beş dakika içinde kapıdan çıkmaya hazır hale gelin 

Gezmek ya da kendi düğününüze gitmek için hazırlanmanız farketmez. Beş dakika içinde kapıdan çıkın ve kadınlardan farkınızı ortaya koyun.

4-Bol bol acı yiyin 


Hindistan cevizi sütü ye muz dilimleri kızlar içindir. Yemeğinizi bol acılı yemeyi öğrenin.

5-Çakıyla kalem açın 

Kalemtıraş kullanmak daha pratiktir ama dedeniz, zamanında kalemini çakıyla yontuyordu. Kendinizi daha maço hissetmek için çakıyla kendinize ahşaptan pipo bile yontabilirsiniz,

6-Çenenizi kapatmayı öğrenin

İnsanlar bir kelimeyi yanlış telaffuz eden kişinin hatasını unuturlar fakat sizin ukala gibi çıkıp dalga geçerek o hatayı düzeltmenizi unutmazlar.

7-Etrafından dolaşmak varken üzerinden atlayın 

Çit, kaya, alçak duvar fark etmez. Engelleri, dolaşarak değil sıçrayarak aşın.

8-Gazete okuyun 


Yalnız bu, her zaman okuduğunuz gazete olmasın. Yabancı bir gazete okuyun. Bu farklı dünya görüşünü benimseyen bir gazete olsun ki vizyonunuzu genişletecek farklı bir bakış açısı edinebilin.

9-Hakeme giydirin 


Televizyon başında izlediğiniz maça saydırırken hakemin kimbilir kaç yıllık tecrübesini de hiçe saymış olacaksınız. En iyiyi hep siz bilirsiniz.

10-Kimsenin açamadığı kavanozları açın 

Ekstra puan koparmak için sanki çok kolaymış gibi davranın. Açar açmaz içindekilerden biraz alıp ağzınıza atın ki hareketin etkisi daha da artsın.


11-Komşuya dolu tabak gönderin
Yarın öbür gün kapısını çalıp, işi düştüğü için bir şey isteyen soğuk komşu imajı yaratmak yerine şimdiden iletişim kurun. Bir tabak yemek ilişkiyi sıcak tutmak için birebirdir.

12-Hırdavatçıdan el aleti satın alın

Matkap da olur herhangi başka bir alet de. Kendi işini kendi yapan bir erkeğe dönüşün, testosteron seviyenizdeki artışla kadınların başını döndürün.

13-Pişirdiğiniz tencereden yemek yiyin 

Yemeği pişirdiğiniz tencereden yiyerek daha az bulaşık çıkarırsınız. Kendinizi orman ateşinde pişirdiğiniz yemeği yiyormuş gibi hissedersiniz.

14-Samimi teşekkür edin

Kelimeler haybeden söylenirse anlamını yitirir. Otobüs şoförüyle konuşurken kulaklıklarınızı çıkararak saygı gösterin. Apartman görevlisi çöpü çıkarırken bir ucundan da siz tutun. Gerçek teşekkür iletişim kurarak yapılır.

15-Sevdiğiniz kadına mektup yollayın ama e-posta olmasın

Üzerine pul yapıştırdığınız, postaneden gönderdiğiniz somut bir şey olsun. Değeri binlerce elektronik postadan daha yüksek olacaktır.           

16-Sevgilinize ellerinizle yemek yapın


Hiçbir şeyi hazır satın almayın. Cesur olun. Kötü bir yemek bile olsa tamamen sizin yapımınız olduğu için gözünde değerinizi artıracak.                

17-Sevgilinizin kedisini okşayın

Isırırsa ısırsın, tırmalarsa tırmalasın. Kolunuz büyüklüğünde canlı size ne kadar zarar verebilir? Korkmayın ve sevgilinizin gözüne hoş görünmek için kediyi mıncıklayın. (Cebinizde gizlediğiniz bir avuç kuru mama da işinizi kolaylaştırabilir.)


18-Sıcak kapları mutfaktan yemek masasına taşırken tutacak kullanmayın

Soğan erkeği misiniz değil misiniz, işte o zaman anlaşılır.

19-Tişörtünüzü çıkarın.
İstediğiniz yerde, istediğiniz zaman üzerinizdekini çıkarabilirsiniz. Erkek olmanın güzelliği de bu.

20-Yüksek sesle ıslık çalmayı öğrenin.

Fakat kadınları rahatsız etmek için değil, yalnızca arkadaşlarınızı çağırmak için kullanın.

Mynet- Askmen sitesinden alınmıştır.

24 Mart 2013 Pazar

Yatmak- Kalmak

Tam yirmi dakika önce yatmıştım. Gözlerimi kapattım ve gözlerimi açtım.

Aradan sadece ve sadece 20 dakika geçmiş.(00.14) Sırılsıklam uyandım, yine bir kabustu sanırım. Fakat hiç bir şey hatırlamıyorum. Sadece bir şey yapmak istedim ve yaptım. Uyanınca ilk aklıma gelen, içsel bir dürtüydü sanki!

Uyanmak ve uyanmamak arasındaki fark gibi belkide hala rüyanın içindeyim. Inception gibidir belkide, rüyanın içinde bir rüya... Ama mutluluk sanki orada! Korkuların kaybolacağı, her şeyin en güzel halini alacağı yer sanki orası...

Ben artık üzerimi değiştireyim, ıslaklıktan üşümeye başladım. Zaten hastayım, daha kötü hala gelmemek lazım.

Herkese iyi geceler... :-)

23 Mart 2013 Cumartesi

Grip!

Dışarıda hava çok güzel şu saatlerde İzmir gökyüzünde. Maalesef ki ben odamda yatağıma uzanmış, kucağımdaki bilgisayar ile uğraşıyorum. Grip! Bir erkeğin korkulu rüyası sanırım.



Genellikle durum aynen bu şekildedir. Ve bende resimdeki adam gibi yatıp dinlendiğimi söyleyebilirim. Sonra bunun nedenini düşünmeye başladım. Fark ettim ki burunları tıkanan erkeğin bedeni yeteri kadar oksijeni elde edemiyor ve bitkin düşüyor. Zaten fazla gereksiz şekilde sonuç odaklı çalışan beyni ise yetersiz oksijen karşısında vücuda 'sen sadece yatmalısın' mesajı iletiyor. Sonrasında da o beyin çalışma seviyelerini en alt seviyelere çekip IQ seviyesini 5-10 yaş grubuna indirgeyip, sürekli dışarıdan sevgi, şevkat ve ilgi odağı olma yönünde kendisini mızmız bir insan haline getiriyor...

Bu arada olay biraz reklama girebilir.

İzmir semaların sürülen bu gribe en iyi dinlenmek gider tabi ki fakat eğer baş, göz ve sırt ağrınız varsa bir parol biraz işinize yarayabilir, Boğazınızda tahriş varsa pastil bu durumu biraz hafifletebilir(Fakat mentollu şekerlemeler yemediğinize dikkat edin çünkü onlar geçici rahatlık verip sonrasında daha fazla tahrişe sebep oluyorlar) , Ayrıca doktorların pek yazmadığı fakat etkili olan theraflu(gribi taksitlendirme gibi düşünebilirsiniz, 4 günde geçebilecek gribi 8 güne yayıp hastalığın şiddetini sizi rahatlatıcak şekilde azaltıyor.)  ve aşırı öksürük durumunda suda çözünen mentopin tabletler öksürüğünüzü dikkate değer bir şekilde azaltacaktır. Son olarak pek hoş olmasa da balgam varsa tantum gargara yapabilirsiniz. Tabi ki her şey den önce doktorunuza gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü ufak bir boğaz ağrısı ileride hayatınızı kökünden değiştirebilecek bir rahatsızlığa sebebiyet verebilir.(Başıma geldi! Gerçi ben doktora da gitmiştim ama işinden anlamayana gitmişim :( )

Bütün bunlara rağmen benim kendi tercihim Lokman Hekim methodudur. Öncelikle Bal'ı sofranızdan ayırmayacaksınız. Öyle her yerde satılan aptal aptal ballardan değil hakiki kokulu bal olacak. Sonra iyice demlenmiş, rengi nar çiçeği rengine gelmiş ıhlamur ve içinede karıştırılacak bir tatlı kaşığı bal sizi gerçekten rahatlatacaktır. Nane, limon ve zencefil de iyice kaynatıldıktan sonra hastalığınıza iyi gelebilir( birazda kabuk tarçın atarsanız etkisini daha iyi görürsünüz.) Sadece boğazınızda ağrı ve tahriş varsa adaçayı sizin için bulunmaz bir nimet. (önce aldığınız 2-3 dal adaçayını bir güzel yıkatın sonra 5 dakika kadar bir bardak kaynar suyun içinde bekletin ve için.) Hepsine bal koymayı unutmayın. ;)

Bol C vitaminli meyveleri de yemeyi sakın unutmayın. Hasta olan herkese geçmişler olsun...



18 Mart 2013 Pazartesi

18 Mart

Bu gece gökyüzüne bakma fırsatınız oldu mu ?
İzmir semalarında bulutsuz bir hava vardı ve gökyüzünde muazzam bir hilal ve onun biraz üzerinde ışıl ışıl parlayan bir yıldız.

Türk Bayrağı çok net bir şekilde orada ışıl ışıl parıldıyordu. Belkide bir işaret veriyordu o şekil!
Anlatıyordu nice yitip giden canların, hep o bayrak için, yaşadığımız bu vatan için şehit olduğunu...

Bir daha aynı şekilde aynı zamanda ne zaman gelir kim bilir fakat o gökyüzündeki güzel görüntüyü görebildiyseniz ve sizin o semaya bakabilmenizi sağlamış olan, yaşamanız için kendi hayatlarını feda etmiş olan her bir şehide şükranlarınızı sunuyor ve yaptıkları fedakarlıkları anlayabiliyorsanız. İşte siz gerçekten çok şanslısınız. Ve onlar da sayenizde huzurludur... Çünkü onlar sizin gibi insanlar için her karış toprağı kanlarıyla beslediler.

Şehitlerimizi şükranla anıyoruz...

15 Mart 2013 Cuma

StarGate

Yıldız Geçidi Serisi


Serisi olan hikayelerden sanırım biraz fazla hoşlanıyorum. Hatta ve hatta hiç bitmesinler istiyorum...

Stargate SG-1, Atlantis ve Universe şeklinde 3 seriye sahip bir dizi bahsetmekte olduğum. Gerçekten hayal gücü, kurgu, senaryo ve oyuncular efsaneler. Daha önceden MacGyver dizisinden R. Dean Anderson diziye başlama sebebimdi aslında, konusunun da ayrı bir büyüleyiciliği olduğu ise muhakkak.

İlk olarak 1994te Kurt Russel'in başrolünde oynadığı film ile başlıyor konumuz.

Bir grup bilim adamı mısırda yapılan kazılar sırasında devasa bir halka bulurlar ve bir süre sonra bu muazzam nesnenin dünya dışı bir maddeden yapıldığını keşfederler.Kısa süre sonra kazara bunu çalıştırırlar ve yaşanan bir kazadan sonra onu depolarına kaldırırlar. Taaa ki üzerinde yeniden çalışılmaya başlanana kadar, bir mısır arkeoloğu mısırlıların uzaylı olduğunu inatla savunmakta ve bu konudaki bulgularını diğer bilimadamlarına kabul ettirmeye çalışmaktadır. Ve bir gün onun bu tezi yardımıyla o halkanın ne işe yaradığı ve nasıl çalıştığı keşfedilir. Stargate! İlk keşif görevinde yaşanan bazı olaylardan sonra Ra ile karşılaşırlar. Neler olduğunu öğrenmek istiyorsanız filmi izlemeniz lazım.

Sonra SG-1 dizisinde bu olaydan bir kaç yıl sonra bu halkanın tekrar aktif hale gelmesiyle yaşanan olaylar ve bu cihazın dünya toplumuna yararlı olabilecek teknoloji, ittifak, ilaç ve bilgi edinilmek amacıyla kullanılmaya başlanmasını konu alıyor. Ve bu operasyonların başındaki SG-1 takımının başından geçenler anlatılıyor.

Atlantiste, biz insanların yıllardır aradığı ve hala bulamadığı kayıp kıtanın aslında başka bir yerde olduğunu keşfediyorlar. Oraya giden ekibin başından geçenler ve tamamen farklı bir kurguyla gelişen olaylar konu alınıyor.

Universe ise bizim eski insanlar denilen yüksek aydınlanma ve gelişmişlik düzeyine ulaşmış varlıkların ilkel dönemlerinde evrenin çeşitli yerlerine göndermiş oldukları araştırma gemisinin ve yeni gelen mürettebatının yaşadığı olaylar anlatılıyordu yarım kaldı. İnşallah yaptıkları yanlışın farkına varıp yeniden devam ettireceklerdir.


Burada uzun uzun her şeyi anlatamadım ama bilmenizi isterim ki olayların mantığa biraz yakın olması, uyumlu tarihsel bazı kurgular diziyi çok hoş bir hale getiriyor. Resmen 3.kez yeniden izlemeye başladım, çünkü  zihnimin boşa çalışması yerine fantastik hayaller dünyasına dalmasını tercih ediyorum. 3 film ve toplam 17 sezonluk 3 diziden oluşan bu seriyi izleyin izlettirin. Gözünüz korkmasın başlayınca nasıl bittiğinin farkına bile varmıyorsunuz.