15 Mart 2013 Cuma

Kimse Mutlu Olamaz Bu Hayatta

Artık böyle düşünüyorum...

Eskiden böyle düşünenleri kınardım, hatta acıyarak bakardım. Çünkü mutlak mutluluk işte orada dışarıda bir yerde sadece siz körsünüz diye düşünürdüm. Eh o zamanlar cahilmişim, belkide biraz polyanna mışım evrene pembe çerçeveler içinden bakıyordum belkide kim bilir. Hala öyleyimdir aslında, çerçeveleri kırıldı belki o gözlüklerin fakat kırılan camlardan bazıları gözüme batmış olacak ki evrenin bazı yerleri pespembe, güzel mi güzel adeta bir cennet geliyor bana.

Çevremde çok fazla insan vardır beni düşünen, herkes bir yerden düşüncelerini belirtir doğru yolda ilerlemem için ve çoğu zaman ilginçtir ki haklı olurlar. Fakat ben bildiğimi okurum yinede çünkü 'En iyi yol bildiğim yoldur.' derim. İnatçıyımdır da o konuda kimseye kulak asmam aslında, ben o yüzden buyum diyebiliyorum.

Oradan oraya sürükleniyorum tabi ki kocaman bir okyanusun ortasında, hayat  bir derya bense üstünde bir kayıkçı. O beni istediği gibi gezdirir gerçekte, biraz kürek sallarım burun kısmının yönü değişir geri kalana bakarsın dalgalar içinde hala sallanıyorsun. Hiç çarşaf gibi olmuyor işte o deniz... Tamam! İşte bu süper her şey yolunda dediğin an. Tam küreklere asılacağın an, işte tam o an. Dalgalar yine başlar, nereden gelir bilemezsin ve yine bir oraya bir buraya sallanır gidersin. Pusula ise hiç değişmez, tek bir yeri gösterir hep.(Son nefes!)

O yüzden işte kimse mutlu olamaz hayatta, mutlak mutluluk yok bu evrende. Varsa da biz hiç bir zaman öğrenemeyiz. Biz ki burnumuzun ucunu göremeyen insanoğluyuz, kalbimizin içinde saklı olan mutluluğun nasıl farkına varacağız...



İşte yedi adımda Mutluluk;



Kabus

İnanamıyorum, olamaz! HAYIR.....
Uyandım!
Gözlerim açılabileceklerinden bile daha fazla açılmış bir halde, bütün vücudum buz gibi soğuk ve üstüm sırılsıklam yataktan fırladım.

"Oh! Şükür kabusmuş." diye geçirdim içimden.

Pek rüyalarımı hatırlayan biri değilimdir. Son bir kaç gündür bazılarını ucundan hatırlıyordum ve hepsi sıradan şeylerdi. Ama bu!

Hala içim ürperiyor. Kalbimin nasıl attığını ise ancak hayal edebilirsiniz. Çünkü yeniden başıma gelemezdi, olamazdı, olmamalıydı..... Sanırım her zamanki kabuslarım gibi öldüğümü görsem bu kadar kötü olmazdım. Farklı kişiler farklı zamanlar ve aynı olay, tam ortasında saf ben O.o
Bazı duyguların bilinçaltıma bu kadar yoğun olarak işlediğinin farkına hiç varmamıştım, evet biraz vardı ama buzdağının sadece görünen kısmı oymuş tahminimce yoksa öyle bir kabus görme ihtimalim yok.

Allah kimsenin başına getirmesin diyorum sadece...





Master Yoda'yı dinliyoruz ve içimizdeki korkuyu yok ediyoruz...

14 Mart 2013 Perşembe

Bir Ay!






Yıllardan yollardan
Yabancı kolardan gel
Bin kere tövbe etsen
Bin kere bozsan yine gel
Yıllardan yollardan
Yabancı kullardan bil
Etme bulma dünyası
Onbeş yaş rüyası değil
Sana bir ay bana bir ay
Yetmez gülüm onbir ay
O birayı tut da gülüm
Onbin aydan say
Benim sevdam bana kolay
Nay nay ninay nay ninay
Sana sevdam kolay kolay
Geçmez onbir ay
Say yarama bastığın tuzlara
Gülü bir gün seni her gün
Gülü soluncaya seni ölünceye
Yinekimi sevdiğine emin oluncaya kadar
Beni ellerden sayma

13 Mart 2013 Çarşamba

Geç yayınlanan bir yazı(Bad Couple)

Bad Couple dizisinin artık son bölümüne geldim.
15. bölümde benim en çok hoşuma giden olay.
Gi Chan'ın Dang ja'dan sevdiğini duymak istediğini belirtmesi ve aralarında geçen konuşmadan sonraki Dang ja'nın hazırladığı oyun gerçekten muhteşemdi.

Site üzerinden izlediğim için bölümün orasını kesip burada sizinle paylaşamadığım için üzgünüm. Buradan bölümün tamamını izleyebilirsiniz ki olay hakkında hiç bir bilginiz olmasa dahi yapılan hepinizin hoşuna gidebilecek tatlı bir süpriz. :-)

Söylenen sözler çok güzel.
Bir tek Gi Chan'ın sahneye geçip sarıldıktan sonra Dang ja'yı bir çevresinde döndürmesini beklerdim. (En azından ben öyle yapmak isterdim ;) )

Bad Couple II

Ve... Mutlu son!

Ömürlerinin sonuna kadar, mutlu ve huzurlu yaşadılar diye canlandırıyorum zihnimde :-)

İzlemenizi tavsiye edeceğim bir dizi, başlangıcı biraz fazla garip gelebilir ve uzun süreli dizilere alışkın değilseniz izlemek biraz sıkabilir fakat son  bölümlere doğru acaba neler olacak diye başından ayrılamıyorsunuz.

Tabi ki tahmin edebileceğiniz iki sondan biri tam da düşündüğüm şekilde sona erdi.
Dang Ja ve Gi Chan çocuklarıyla ilk (kazara :P ) buluşma yerlerinde, Bizim fotoğrafçı hayalini gerçekleştirip sergisini açmış, Doktor ve eşi de kendi hayatlarını en güzel şekilde yaşamaya devam ediyor.


Her zaman yaptığım gibi dizideki karakterlerle, onların olgunluğu ve ya çocukluğuyla kendi yaptıklarım arasında benzerlikler bulurum. Gi Chan ve Model Oğlan da kendimle bağdaştırdığım özellikler ve hareketler gördüm. Anlatabileceğim, birebir benzerlikler değil ama benzerlikler yadsınamaz sanırım.

Ve son bölümü izlerken yine gereğinden fazla çalışan zihnim, geleceğimin hangisi gibi olacağını merak etmeye başladı. Düşüncelerim biri hakkında daha fazla yoğunlaşıyor ama geleceğin neler getireceğini asla bilemeyiz...

Yazıyı okuyan herkesin hikayesinin mutlu ve uzun ömürlü başlamasını, öylece de devam etmesini dilerim. :-)